Camille Claudel (1864- 1943) henüz on dokuz ya??nda heykelt?ra? Auguste Rodin (1840-1917)’le tan???r. Önce ö?rencisi, sonra sevgilisi olur. Bunu on be? y?ll?k tutkulu ve f?rt?nal? bir ili?ki izler. Camille bu ili?kiden bezgin ve yenik ç?kacakt?r… Sevdi?i adamla heykel çal??malar?n? birlikte yapacak. Arkas?ndan da ?st?rap y?llar? ba?layacakt?r. Kendisi kadar ünlü ?air/oyun yazar? Paul Claudel(1868-1955)’in ablas? olan Camille Claudel, geceleri gizlice in?aatlardan çamur çalarak heykel yapmaya ba?lar.” On yedi ya??nda bir k?z?n ya?am çizgisinde sanata kar?? dayan?lmaz tutku böyle ba?lar. En büyük arzusu heykelt?ra? olmakt?r. “Gece sonsuza dek bo?” K?? günlerinde, karl? havalarda ak?am?n dinginli?inde in?aat çukurlar?na girerek, büyük bir h?rsla çamurlar? tahta bavulun içine koyar. H?zl? ad?mlarla evinin yolunu tutard?. ”Kald?r?m ta?lar?n? birer birer say?yor. Sert ta?lar… Çorab?, çorab?n? b?rakm?? dü?üyor. Pürüzlü topraktan kay?yor elleri. Solgun ve engin.” onu görenler bir anlam veremiyordu. Gecenin bu saatinde genç bir k?z ne yap?yordu? “Evinde oturup e? olarak seçilmeyi beklemek yerine sanatç? olmaya kalk??mak, üstelik heykelt?ra?l?k gibi yaln?zca erkeklere mahsus bir sanat dal?n? seçmek…”
“A?klar?n en büyü?ünün göstergesi, sevdi?ine hayat?n? vermektir.” Ba?ka bir deyi?le, “Ölümsüzle?mek sonsuza do?ru gelece?e uyarlanmakt?r.” ??te bu anlaml? sözlerin izinde kendini Rodin’in yarat?c? ellerine b?rak?r. Camille sessizce, ustas?n?n yol göstermelerini dinliyor. “Yarat?c? bak?? birle?tirici oldu?u kadar da ayr??t?r?c?d?r ya da ele?tiricidir.” Rodin, Camille’i yaratma düzeyinde, izleme düzeyinde, de?erlendirme düzeyinde de nesneleri görmeyi gösteriyor. Yarat?c?l???n ön ko?ulu olan “görmeyi”, bir duygu-dü?ünce bütünlü?ü içinde “gerçekli?i”, tüm belirleyici özellikleriyle görsel dü?ünmeyi ö?retiyor. Daha vurgulay?c? tan?mlamayla: “… ruhsal titre?imlerin t?n?s?n? duyma ve en yüksek düzeydeki hakikatlara aç?lmad?r.” Öte yandan, Rodin’nin “yan?nda kald??? ve hayranl???n? gizlemedi?i üstad?n”, be? y?l boyunca sekreterli?ini yapan; sanatç? hakk?nda bir biyografik kitap yazan Alman ?airi Rainer Maria Rilke(1875- 1926)’ye göre, “Rodin her ?eyden önce sabr?n bir simgesidir. Rodin çal??kanl???n, yarat?c?l???n, sabr?n, süreklili?in, yo?unlu?un, ya?ama sevincinin, tabiat hayranl???n?n, büyüklü?ün ta kendisidir Rilke’nin gözünde.”
Hazla sevincin, heyecanla çal??man?n bulu?tu?u yer: Atölye
Camille, ayr?nt?lar?n kurdu?u bütünlükte bir heykel formunu içinde ve nesnelerde dü?ünmeye ba?l?yor. Bütünle parçalar?n giz dolu uyumunda sonsuz ara?t?rma, inceleme yolunda Rodin’den ald??? derslerde kurallar? yerine getiriyor. Giderek kavramlar?n öz ve biçimlerini yakalamaya çal???yor. ?lgiyle, h?rsla, insan vücudunda çe?itli deneyimleri bir bir görerek, izleyerek, etüt yaparak, gerçe?i yaln?z salt “estetik objeyi” beyninde tasarl?yordu. Bir bak?ma “öznelli?in çemberinden nesnelli?in geni? alanlar?na do?ru yükselmeye çal???yordu.” Son amac? da gayet tabidir ki, ?ener ÖZTOP 12 GEL???M ERZURUM “özneli nesnel” k?labilmektir hiç ?üphesiz… ??te tam bu s?rada Camille’in matematiksel zekas? onu, “estetik de?ere” do?ru ula?mas?n? sa?l?yordu. Muhte?em küçük heykelcikler ( Konu?kanlar, Küçük k?z vd. ) figür, grup figür çal??malar? atölyesini “mucizeler dükkân?” na dönü?türüyordu. Büyük bir hazla, dü?ünsellikle, dahas?, zihnin sezgisel yeteneklerini a?ama a?ama belirginle?tiriyordu. Objeleri görmekten çok belirlemek, biçimselle?tirmek için var gücü ile gecelerini gündüz yaparak çal???yordu.
Rodin’in etkileri, etkilenimleri heykellerinde yans?yordu. Ama o kendi kendisi olma ülküsünde, h?rs?nda, sanat dünyas?na apayr? bir ses getirmek istiyordu. Art?k Rodin de ona “k?ymetli alt?n” gözüyle bak?yordu. ?öyle diyordu: “ Ona alt?n?n yerini gösterdim; buldu?u alt?n ona ait.” Camille’i kendisiyle yar??an bir heykelt?ra? olarak görüyordu. “Ondaki genel kavray?? biçimini çok iyi görüyordu. Camille ender rastlanan bir h?rsla, dinmeyen bir heyecanla, nesneler dünyas?ndan seçti?i formlar? kompoze ediyordu. Rodin’in büstünü yapar. Büstü dostlar?yla açar. Rodin: “On y?l sonraki büstümü yapm??s?n” der. Hemen arkas?ndan ?u sözleri söyler: “ Bayan Claude art?k bir üstat!” der. Onu sanata özellikle heykele yönelten ?ey, dünyay? ara?t?rmaya yönelten gücün temelinde belirleyici bir yatk?nl?k vard?r. Bunu ça?r??t?ran di?er bir ifadeyle: “Estetik çaban?n temelinde yetkinlik vard?r. “ Ancak Camille, üretime girdi?inde kendi(si)nin bilincinden uzakt?r. Çünkü Camille’in en büyük fenomeni Rodin’dir. Di?er bir deyi?le, esin kayna?? odur. Ondan ald??? bilgiler, görgüler, izlenimlerle akl?nda betimledi?i -birden do?an son derece ilgi çekici ki?isel görü?lerini yarataca??- figürlerin olu?umunda bu duyu? ve sezi? vard?r. Hatta aralar?nda ilgi çekici bir diyalog geçer: -Rodin, her ?ey benden geliyor. -Camille, yoksa beni k?skan?yor musun? Der.
Meseleyi Einfühlung(özde?leyim) kavram?yla çözmek gerekirse: “estetik nesne kar??s?ndaki co?kunluk kadar o nesneye girebilme yatk?nl???n? duyurur.” Camille’in yetisi, her ?eyden önce, kafas?nda kurgulad??? eseri imgesel olarak dü?ünebilme yetene?inden gelir. Sanatç? dünyay? soyut olarak de?il, somut olarak görür. Bizzat on be? y?l çal??t??? ustas? Rodin’den edindi?i izlenimler, izdü?ümler onda duygusal biçimde tezahür eder. Nesneler görülen, i?itilen, elle dokunuland?r. Bu a?amay? Af?ar Timuçin ?öyle dillendirir: “Her sanat yap?t? özel olarak görülmü? ve gösterilmi? ili?kilerin yans?d??? bütünlüklü bir yap?d?r” der. Rodin’in yapt??? gibi, modellerine gözlerini kapatarak yarat?c? elleriyle ok?ayarak, ke?feder. Damarlar?n ç?k?nt?lar?n? ya?am belirtilerini elleriyle yoklayarak beyninde ve gözünde tasarlanabilen bir ?ey olarak alg?lar. Ustas?n?n sözünü unutmaz: “Sanatç? sadece gözlerine inan?r.” Camille ruhsal olarak da t?pk? Van Gogh gibi “A?k Hummas?”na tutulmu?tur. Yeni bir ac?y?, yeni bir tutkuyu ke?feder bedeni…
Sonun ba?lang?c? ve ?st?rap y?llar?…
“Biz anl?k zavall? kad?nlar?z, zay?f, narin.
Sonsuzlu?un içinde bir günlük konuklar…
Bizden önce kim bilir kaç kad?n ayn? ?ark?y?
Buralarda söyledi. “ (Paul Claudel- La cantate a trois voix)
Vincent Van Gogh, “Ist?rap hiç dinmeyecektir!...” derken, Camille Claudel için “A?klar?n en büyü?ünün göstergesi, sevdi?ine hayat?(n?) vermektir.” Hatta eserlerinde bile bunu i?ler . Arkada?? Charles Morice, gazetede yay?mlanan yaz?s?nda ?öyle diyordu: “ A?kta kutsal olan ne kadar yan varsa, Matmazel Claudel bu ola?anüstü esere yerle?tirmi?, Çakantula adl? eserine.” Gogol’un deyi?iyle Camille, “d???ndan gülerken içinden gözya?lar?n? sakl?yordu.” Rodin’le birlikte ya?ayan Rose Beuret, a?k ili?kisini bilmesiyle ortam gerginle?ir. Bu durum iki sanatç?n?n trajik yönünü belirler. Camille için “ya?amak ac? çekmektir.” Art?k dayanamaz: “Birini seç ya kar?n ya ben!...” “Ama Rose kar?m de?il!...” “Sevdi?ini ben oldu?umu söyle.” “Rodin, sevmenin birçok yolu var. Haz?rlanmam için bana zaman tan?” der. Rodin’le birlikte oldu?u zaman “ruh ve ten”in (“Pusudaki Ten”) doyumsuz katharsis’inde hamile kal?r. Rodin’in bunu fark edememesi ya?amlar?ndaki en büyük k?r?lma noktas? olur. . Camille bu durumu Rodin’e söyledi?inde: “Bebek bekledi?ini bilseydim seninle evlenirdim.” “ Duygular?n cehennemine girmek istemiyorum.” ”Sen heykelt?ra?s?n fark etmeliydin!...” der. Ama art?k çok geç! Çünkü Camille karn?ndaki “cenin”i kürtajla ald?r?r. ?öyle yakar?r: “ Siz kutsal Anne o ilk ve tek çocu?un ölümünü gördünüz! Elveda benim parçam!” “ Ruhum ölesiye kederli.”
Hind’in gizemli dünyas?nda söylendi?i gibi, “Sonbahar bulutlar?na benzer hayat, bir toplan?r, bir da??l?r.” Camille de sevdi?i adama ?öyle seslenir: “Biz çorak topraklarda iki hayaletiz” demekten kendini alamaz. Rodin’e kar?? duydu?u “duygu yak?nl???”nda Lalo’nun söyleyi?inde billurla??r: ”Dü?ünülen nesne ve dü?ünen özne, ayr?lmaz bir biçimde, tek ve bölünmez bir güzellikte kayna??rlar.” Ancak Rodin kendine dönük, bencil bir insand?r ve genç Camille’in entelektüel ve sanatsal geli?imini tamamlarken bir yandan da ba??ms?zl???n? ve sanatsal ki?ili?ini bast?rmaya çal???r. Camille,” A?lamak yarars?z, susmak daha iyi. Kap?m? sonsuza kadar kap?yorum.”
“Ruhum ölesiye kederli.” ” O bile terk etti! O bile!..” Camille Claudel otuz y?l ak?l hastanesinden yazd??? mektuplar?nda dram?n? bu, üç sözcükten ibaret cümleyle özetliyordu. Biteviye söylenip duruyordu: “ Ya ben, ben onu sevmedim mi?”…” Benim de yak?nmaya hakk?m yok mu?”
So?uk gecenin arkas?nda son mektubunda da ?unlar? yaz?yordu: “ Bir sanatç? için ac? bir sürpriz, ödüllendirilmek yerine ba??ma bu geldi. Zaten böyle ?eyler hep beni bulur…” Trajik olan çekti?i manevi ac?lardan de?il, “insanc?l ideal”in yok olup gidi?ine hay?flan?yordu. Rodin’le ya?ad??? tutkulu ili?kiden Camille bezgin ve ezgin dü?er. Ama o “ yenildi?ini ne zaman kendine itiraf edecek…”, “ aynalara onun ismini ba??r?yor, sanki sevdi?ini vereceklermi? gibi, bekledi?i ?????, vermek istedi?i sava??…” Ne heykel tutkusu ne a?ka yönelen ruh ve ten kendini avutamaz. Art?k yolun sonunun ba?lang?c?na gelmi?tir. Michelangelo’nun söyledigi gibi, “ Kutsal a?k çarm?ha kollar?n? açm?? bize(“bak?yor”).
O dönemin Paris’inde sanatç?lar aras?nda yayg?n olan “absent” içkisine olan tutkusu genç kad?n? delili?in s?n?rlar?na kadar götürür. ?talyan ?airi Cezare Pavese’nin intihar?ndan k?sa bir süre önce günlü?üne ?öyle yazar. (Sanki Camille’in dram?n? yans?t?r.): “ Ac? bile, intihar bile hayat?n, ?a?k?nl???n, gerilimin bir parças?yd?.
1943’de otuz y?ld?r kapal? tutuldu?u bir ak?l hastanesinde ölen Camille görsel anlamda ender denecek güçte ve özgünlükte eserler b?rak?r. Ama erkekler dünyas?nda üstünlü?ünü ispatlam?? kad?nlara uygulanan cezadan kurtulamaz: Unutulur… Ama o Mathias’?n söyledi?i gibi, “… Gerçekten insan ona bakt?kça daha çok seviyor onu, daha çok anl?yor, hayran gözlere güzelli?in hakiki sarho?lu?unu doldurdu?unu daha çok hissediyor.”
Sanat?yla Camille Claudel
Frans?z sanat tarihçisi Rene Huyghe, “görü?ler”, “sezi?ler”, “al??kanl?klar” ve bütünü dü?ünmek için ?öyle der: “Sanatç?lar?n bize sundu?u dünya kendilerinde ta??d?klar? görünmezin görünür yans?s? gibidir. Sanatç?lar bize varl?klar?n?n anahtar?n? b?rak?rlar; onlar varl?klar?na bir dolambaçla, bir simge arac?l???yla girmemize izin verirler.” Camille’in heykel tutkusuyla birlikte, ki?ili?indeki bireysel güç ve co?kun duyu?, sezi? derinli?inde ele?tirel bir göz ortaya 14 GEL???M ERZURUM ç?kar. Ve o bunu yapt?. Sonsuz ihtirasla, arzuyla, Epiküryen (zevkçil) edayla yapt??? heykel gruplar?nda; insan bedenini hareketlerinden soyan birer denemelerdir.
Morhardt Mathias, 1893 Mart?nda Mercure de France’da yay?mlanan makalesinde ?öyle diyordu: “…Cour des Miracles’a bakan penceresinden orada her gün ya?anan drama tan?k oldu?u döneme ait küçük grup çal??malar - kör müzisyenin etraf?nda yar? çember halinde oturmu? çocuklar, ?apkalar? elde, elleri arkada, gözleri kapanan yukarda ki pencerelerde iki küçük ?ark?c? ve daha bilmedi?im niceler - ölümsüz eserlerin kutsal izlerini ta??rlar.” der. Mathias, önemli bir ayr?nt?y? da çizer: “ …dört kad?nda ona bu ola?anüstü ba?yap?t? esinleyecekti: Les causeuses (Konu?kan Kad?nlar) …Biçem ve imgeleme gücü kar?? konulmaz bir güçte. Sanatç?n?n insan biçimine sayg?s?, onun sadakati bile bugüne dek görülmemi? bir yücelik ve serbestlik içinde kendini gösteriyor.” der.
Camille’in kafas? imgelerle doludur. 113, ?talie Bulvar?ndaki evine dönüyor. Birkaç ayd?r kendi atölyesi var art?k. Atölyesine girip çal??maya ba?l?yor. Yitirilmi? zaman? yakalamas? gerekiyor. Yontuyor, taslak yap?yor, ar?yor. Art?k Rodin için çal??m?yor, zaman? var. Bekleyi? içinde, onu bekleyerek yeterince zaman kaybetmedi mi?
“ Her ?eyi ona ba?lad?. Her ?eyi onda kaybetti”
Özetlemek gerekirse, Camille Claudel ya?am s?cakl???n?n eksikli?ini seziyor ve her yapt??? heykel onun ?iirini söylüyordu. Baudelaire’in unutulmaz sözüyle: “ Hayat gücü yarad?l??? bütünüyle parçalara ay?r?yor; sonra kökü ruhun ta derinliklerinde olan yasalara göre parçalar? bir araya getirerek bunlardan yeni bir dünya yarat?yordu.” Ancak, ?unu da göz ard? etmemek gerekir: Camille, gelgitlerini bir “deliryum” halinde de?il de bir sanatç?da olabilecek d??avurumlar olarak görüyordu. Nitekim Ak?l Hastanesinden gönderdi?i bir mektupta ?unlar? yazacakt?r: “…Benim yerim buras? de?il, beni bu ortamdan kurtarmak lâz?m; on dört y?ll?k böylesi bir ya?amdan sonra, avaz avaz özgürlük istiyorum…” der
“?çindeki çocuk Camille” i ne güzel anlat?yor Henry Asselin: “ Camille binlerce rengin birbirine kar??t???, tüylü, kurdeleli ?apkalara, abart?l? giysilere isyan bayra??n? çekmi?ti. Çünkü bu ola?and??? sanatç?da bir a??r?l?k, sürekli çocuksu bir yan vard?.” der. Camille kendisini ve çevresini hiç abartmadan, do?al, yal?n bir ?ekilde ?öyle de?erlendiriyordu: “ Do?al güzelliklerimi ortaya ç?karan güzel ?apkalar, güzel giysiler sat?n almal?yd?m kendime. Bu sanat daha çok ihtiyar sakall?lara, aptal suratl? kad?nlara göre, do?ay? payla?an bir kad?na göre de?il…” demekten kendini alamaz.
Camille Claudel’i hiçbir ?ey y?ld?r(a)mad?. Kendine özgü co?kun ve vah?i yap?s?yla hayat ve sanat maceras?na at?l?r. Rodin’i bütün ihtiras?yla oldu?u kadar bütün kalbiyle, bütün ruhuyla sevdi. Ümitsiz a?k, iki sevgiliyi birle?tiremeden melodramla sona erdi. Karde?i Paul Claudel, bu konuda ?u anlaml? sözü söyleyecektir: “Her ?eyi ona ba?lad?. Her ?eyi onda kaybetti.” Sonuç Yerine 4 Aral?k 1905’te sanatseverler taraf?ndan ilgiyle izlenen Serginin özel aç?l???n? yapan galerici Eugene Blot, onun için ?unlar? söyler: “ Sen bu dönemin en otantik heykelt?ra??s?n. Deha her zaman dönemin kâbusudur. Sanat?nda k?yas kabul etmeyecek kadar büyüdü.” der. Karar vadisinde tek olma özelli?ini ruh ve bedeninde gösterdi. Sanat tarihine kal?c? eserler vererek erkekler dünyas?na nanik yapt?. Hüzünle, bekleyi?le, umutla/umutsuzluk aras?nda... Büyük bir bedelin sanc?s? “Ölmeyen A?k?”? hep duyumsad?. Anne Delbee, Camille Claudel’i konu alan ve önce Cartoucherie’de sonra Jean-Louis Barrault/Rond-Point Tiyatrosunda sahneye koydu. Ayr?ca Rejisör Bruno Nuytten taraf?ndan “ Camille Claudel” 1988’de filme al?nd?. Camille Claudel’i Isabelle Adjani, Rodin’i de Gerard Depardieu canland?rd? Tiyatroda ve sinemada ölümsüzle?tirildi. “Yarat?c?l?kta otuz y?l, ak?l hastanesinde otuz y?l”… Ve sanatla, a?kla yo?rulmu? bir ömür böyle geçti!.. Kaynak Anne Delbee, Bir Kad?n, Çev.: Ay?e Kur?unlu Ortaç, Afa Yay., (?kinci Bask?), ?stanbul, 1990. Aç?klama/Gönderme Rodin ve Camille Claudel aras?nda geçen diyaloglar “ Camille Claudel” filminden al?nm??t?r. (rh+artmagazine, S: 82, Temmuz 2011, Yaz Özel Say?s?)