GelişimErzurumYazı

ARL?N Ç?ÇEKÇ?

“Be?erbaz?n Mârifeti” nden sonra ikinci roman?n?z “Servi Nine Ve Üç Güzeller” Kas?m ay?nda yay?mland?. “Hayat anlardan ibaret derler ama yan?l?rlar, hayat asl?nda sonlardan ibarettir” mottosu ya da aforizmas?yla ba?l?yor roman?n?z. Yine bizleri ?a??rt?yorsunuz. Hayat anlardan ibaret diye bilinir ama siz neden sonlardan ibarettir diyorsunuz? Gerçekten öyle mi?
Hikâye anlat?c?l???nda vurucu bir ba?lang?ç ve vurucu bir sonun en önemli unsurlar oldu?undan bahsedilir hep. ?ster öykü, ister roman olsun her türlü hikâye formunda okuyucuyu etkileyecek güçlü bir son ihtiyac? has?l olur anlatan için. Genelde de yap?s? gere?i hikâye bir bütünü de?il de bir kesiti ele al?r. Gerçek hayatsa elbetti ki bu kesitlerden yüzlercesini bar?nd?r?r içinde, mutlu mutsuz, küçük büyük yüzlerce son ya?ar?z ömür boyu ve hayat?m?z bu sonlarla ?ekillenir; mezun olmak, ba?ka bir ?ehre göçmek, bir sevdi?imizi kaybetmek, â??k olmak, evlenmek, bo?anmak; irili ufakl?, mutlu mutsuz yüzlerce son... ama dönüp bakt???m?zda hiçbirinin kat’i bir son olmad???n? görürüz. Bizim son dedi?imize hayat de?i?im der ve akmaya devam eder. Bu yüzden “Hayat anlardan ibaret derler ama yan?l?rlar, hayat asl?nda sonlardan ibarettir” derken, bir hikâye anlat?c?s? olarak ben de gerçek hayat?n büyüsünü hiçbir zaman tam olarak yans?tamayaca??m?n kabulü ve itiraf?yla ba?lam?? oldum hikâyemi anlatmaya. ?kinci roman?n?z?n kahramanlar? Suna, Servi Nine, Yeter, Zemzem, Bedriye... Romana kad?n odakl? bir çal??ma diyebilir miyiz? Hikâyeye ba?lad???mda niyetim bu yönde de?ildi asl?nda. Varl???, yoklu?u meçhul bir yat?r hikâyesi anlatmak vard? akl?mda ama hikâye, do?al?nda kad?na ?iddet temas?na evrildi biraz. Bu memlekette baz? dertler o kadar ili?imize kemi?imize i?liyor ki komedi bile yazmaya karar verseniz o dertlerden yükselen sesler ba?ka her ?eyi bast?r?yor ve hikâyenin orta yerine yerle?iyor. Ya?ar Kemal’e “Neden hep yoksulluk yaz?yorsun?” dediklerinde “Bir ülkede yoksulluk varsa onu yazmayan yazar, yazar de?il insan bile olamaz. Önce insan olmak laz?m. Yoksulluk bütün insanl???n utanc?d?r.” diye cevaplam?? ya hani. Ben Ya?ar Kemal’in bu cevab?n? önceleri ahlaki bir duru? olarak dü?ünmü?tüm ama de?ilmi?. Yazmaya ba?lad?kça anlad?m ki bu bir zaruriyetmi?, zaten istesek de ba?ka türlüsünü yapamazm???z. ?lham dedi?imiz ?ey nas?l bir meretse, yan?ba??m?zda bu kadar dert tasa, haks?zl?k, hukuksuzluk varken, bunlara gözünü, kula??n? kapat?p ba?ka bir ?ey anlatmaya müsaade vermiyormu? me?er. Yine di?er usta yazar Ahmet Hamdi Tanp?nar demi? ya; “Türkiye evlatlar?na kendisinden ba?ka bir ?eyle me?gul olmak imkân?n? vermiyor.” Çok do?ru ve bu sözü belki de yazarlar için ?öyle evirebiliriz; “Türkiye, yazarlar?na kendi sorunlar?ndan ba?ka bir konuyla me?gul olmak imkân?n? vermiyor.”
“Servi Nine ve Üç Güzeller”i okurken bu topraklar?n geleneksel anlat?lar?n?n tad?n? ald?m. Toprak kokan, Anadolu kokan bir roman. Neler söylersiniz Anadolu’daki anlat?lar ve bunlar?n sizdeki etkileri üzerine?
Anadolu, meddahlar?n, dengbejlerin, â??klar?n co?rafyas? dolay?s?yla hikâye anlatmaya soyundu?unuz anda onlara öykünmemek, onlar? taklit etmemek pek mümkün olmuyor. Bir de Anadolu’da her kö?e ba??nda bir hikâye var. Her sar? tabelada, her ören yerinde anlat?lm?? ARL?N Ç?ÇEKÇ? Muaz ERGÜ SÖYLE?? 14 GEL???M ERZURUM veya anlat?lmay? bekleyen yüzlerce hikâye gizli. Bu kitap özelinde bir örnek vereyim size; ?ki y?l önce Mersin’e gitti?imde çok yak?n bir arkada??m?n ailesi beni ?ehrin biraz d???nda bir yere yeme?e götürdü ve arkada??m?n annesi, Müfteza Teyze, yolda giderken araban?n cam?ndan bir yeri gösterdi, i?aret etti?i yeri tam göremedim bile ama ‘Üç Güzeller’ diye bir efsaneden bahsetti. Ben o s?rada bu roman? yazmaya yeni ba?lam??t?m ve henüz bu türden bir hikâye yazaca??m? bilmiyordum ama “Üç Güzeller” ismi bende bir kap? aralad?, çok ho?uma gitti. Kitaptaki hikâye o efsaneyi anlatm?yor ama Müfteza Teyze o ismi söyledi?inde bilmeden bu romana yön vermi? oldu ve “Üç Güzeller” ismen de olsa kendini bu hikâyeye dahil etti. Demek istedi?im nas?l ki ?stanbul için ta?? topra?? alt?n derler, Anadolu’nun da ta?? topra?? hikâye. Bu roman toprak kokuyorsa biraz bu sebeptendir.
Roman? bir parktaki bir yat?r üzerinden kurguluyorsunuz. Ama böyle bir yat?r?n olmad??? oran?n sarho?lardan temizlenmesi için bu hikâyenin uyduruldu?u gerçe?i söz konusu. Bu yat?r daha sonra in?aatç?lar?n elinde betona dönü?ecek park? kurtarmak için de i?e yar?yor. Masaller, menk?beler, dinî hikâyeler, mitler insanlar? gerçeklerden daha çok birbirine ba?layabiliyor. Ayr?ca bu park e?inden ayr?lm??, hayat? iyi gitmeyen Suna’ya yeni bir dünyan?n kap?s?n? aç?yor. Dina ile tan??mas?, park? bina olmaktan kurtarmas?, Ararat’la birlikteli?i… Neler söylersiniz?
Bu yat?r “var” diyen için var “yok” diyen için yok ve tabii biraz simgesel. Servi Nine bir anlamda kad?n dayan??mas?n?n sembolü, var? da yo?u da bize ba?l?. ?man da biraz böyledir ya hani. ?yi bir insan olmak istiyorsan?z ve niyetiniz bu yöndeyse iman edece?iniz dinin çok bir önemi kalm?yor. Suna da kendini yeniden bulma yolculu?unda iman etmeye de?er bir güzellik buluyor hayat?nda ve onu hayatta tutabilmek için verdi?i mücadelede Ararat ve Dina gibi ömürlük yol arkada?lar? kazan?yor.
Yöresel ve eskiden çok kullan?lan ama ?u aralar kullan?lmayan sözcüklere, deyimlere çok yer veriyorsunuz. Müdana, gadas?n? ald???m, ütülmü? kelle, c?nc?kc?, yumu?… Bunun nedeni hakk?nda neler söylesiniz?
Ben Sivasl? bir ailenin çocu?uyum her ne kadar babam da annem de iki ya??nda ?stanbul’a göçmü? olsa da anneannem de babaannem de köylü kad?nlar?yd? dolay?s?yla ?ehirde do?mu? da olsam saf Anadolu kültürü içinde büyüdüm diyebilirim. Mesela romandaki Kayserili Çiçek Teyze, anneannemden ve yer yer babaannemden esinlenerek harmanlad???m bir karakter. Çiçek Teyze, “Gadalar?n? alay?m” yani “Senin günahlar?n benim olsun” derken asl?nda konu?an ya anneannem ya da babaannem oluyordu benim zihnimde. Bir de ben sözcükler konusunda sünger gibiyim biraz yeni tan??t???m birinden duydu?um herhangi bir söz, yerel bir kullan?m hemen yap???r zihnime, sevmekle alakal? san?r?m. Çünkü bu bir dil renklili?i ve biz bu konuda ülke olarak çok ?ansl?y?z, herkesin ayn? aksanda, ayn? lehçeyle, ayn? kelimelerle konu?tu?u bir Türkiye bana distopya gibi geliyor, ürkütücü…
Roman?n ba? kahraman? Suna annesi ölünce babas? taraf?ndan el bebek gül bebek ?efkat ve merhametle büyütülüyor. Çok titiz bir yeti?tirilme serüveni var. Ayr?ca halas? K?ymet Ona anne yoklu?u hissettirmiyor. Suna F?rat’la evlendikten sonra hayat?n sevgisiz, ?efkatsiz, hoyrat yüzüyle tan???yor. Babas?ndan ne gördüyse onlar?n tam tersini F?rat’ta görüyor. Asl?nda bu evlilikler toplumda çokça rastlanan bir durum. Gerçi soraca??m bu sorular?n yan?tlar?n? sosoyologlar bulmal? ama kitab?n?zda bu hususu iyi anlatt???n?z için sormadan geçemeyece?im. Neden mutsuz evlilikler çok fazla? Neden anla?am?yor çiftler?
Dedi?iniz gibi sosyologlar?n alan?na girmek istemem ama benim romanda anlatmak istedi?im mutsuz çocukluklar?n nesilden nesile sirayet etmesi üzerineydi. F?rat sevgisiz büyümü? bir çocuk, Suna ise dedi?iniz gibi sevgiyle. Normal ?artlarda Suna’n?n sevgisiyle F?rat’? iyile?tirmesi beklenir ama sevgisizlik o kadar derin bir bo?luk yarat?yor ki sevgi ile yan yana geldi?inde Onu bile yutuyor sanki. O yüzden, san?r?m mutlu bir evlilik ancak mutlu çocukluklar?n üzerine in?aa edilebiliyor. Üç Güzeller türküsünden tutun Bir Ay Do?ar türküsüne kadar bir çok güzel türkü romanda yer bulmu?. Türkü deyince neler geliyor akl?n?za? Bir yörenin türkülerine bakmak, oran?n yerel kültürünü, kendine has de?erlerini, co?rafyas?n?, sorunlar?n?, k?l?k k?yafetini ve daha bir çok ?eyi anlamak aç?s?ndan müthi? bir k?lavuz olabiliyor. Bazen bütün bu bilgileri hap gibi bir türkü ile ö?renebiliyorsunuz. Â??klar ve ?airler bazen sayfalarca roman?n anlatamad???n? bir dizede aktarabiliyorlar. Behçet Kemal’in Â??k Veysel için dedi?i akl?ma geliyor (rivayet olarak bildi?im) “Dünyay? bu kör kadar gören var m?d?r?”
Arlin Han?m genel bir soru olacak ama kitab?n?z? okurken dinî terimlere ve ritüellere de rastlad?m ve bunlar? çok ba?ar?l? bir ?ekilde kullan?yorsunuz. Dinler tarihine ilginiz var m?? Okur musunuz?
Benim çocukluktan beri özel bir merak?m var, elimden geldi?ince de semavi dinlerin bilinen kitaplar?n? okumaya çal??t?m. Mesela Hristiyan bir ailede büyümeme ve iman? kuvvetli birisi olmama ra?men Ayete’l Kürsi’yi ezbere bilirim. Bunca insan?n deva buldu?u bir metni merak etmemek, s?rr?n? ö?renmek için çaba harcamamak mümkün de?il. San?r?m kutsal kitaplar?n, hikâye anlat?c?l???n?n en ba?ar?l? örnekleri oldu?u konusunda herkes hemfikir olur. Bugün, yeni eski tüm yazarlar bir araya gelsek milyonlarca insan? k?talar aras? yay?larak etraf?nda toplayabilecek bir hikaye yazmam?z mümkün olmasa gerek.
Son olarak neler söylersiniz?
Bu vesileyle, dinler tarihini muazzam zeki bir kurguyla anlatt???na inand???m, beni çok etkileyen bir kitap önereyim. Necip Mahfuz’un Cebelavi Soka??’n?n Çocuklar? beni en çok etkileyen kitaplardan biridir. Ve özenle haz?rlad???n?z, beni dü?ünmeye te?vik eden derin sorular?n?z için çok te?ekkür ederim. Biz te?ekkür ederiz.

Muaz ERGÜ