Modern kavram?, geleneksel kavram?na kar??t olarak kullan?ld???na göre, Modern Tiyatro; Geleneksel Tiyatro kavram?na kar??t olan; tiyatroya al???lm???n d???nda öz ve biçim ilkeleri getiren; bu ilkeleri kullanarak tiyatro sanat?na yeni i?levler yükleyen bir yöneli? olarak ortaya ç?kmaktad?r. Bu iki yöneli? ayn? anda var olduklar? evrede do?al olarak çat??acakt?r. Bu çat??ma ortam?, geli?im aç?s?ndan bir dizi s?k?nt?n?n, giderek sorunun kayna??n? olu?turur.
Tuncay’a (2007) göre; bir toplumda geleneksel olandan uzakla?arak, yepyeni de?erlerle modern bir toplum yap?s?na geçmek isteyen ak?mlar; kendilerini tan?tmak, ilkelerini benimsetmek, kar?? ç?kt?klar?n? karalamak için özellikle tiyatro sanat?n? bir araç olarak kulland?klar?nda, tiyatro pek çok s?k?nt?ya gö?üs germek durumuyla kar?? kar??ya kalm??t?r (s. 20). Bütün bu gerçekler Türk toplumu ve Türk Tiyatrosu’nda özellikle Bat? örne?inde geli?en Tiyatro tarihimizin ba?lang?ç evresinde yo?un bir biçimde ya?anm??t?r.
Tanzimat döneminde ba?layan ve Bat?l?la?mak olarak da de?erlendirilen modernle?me süreci, Modern Türk Tiyatrosu için de ba?lang?ç olarak kabul edilmektedir. Tarihsel bir dönem belirlemesi olarak literatürde kabul gören bu saptama ancak biçimsel anlamda modern olabilmi?tir. Toplumsal dinamikler göz önünde bulunduruldu?unda, Modern Tiyatro’nun, özellikle de bat? modelinde bir tiyatronun toplumumuzda ye?erip kök salmas? mümkün olamam??t?r. Bu noktada, hâlâ devam eden ve tam olarak tamamlanmam?? bir süreç söz konusudur. Çünkü, Bat?n?n felsefi dü?ünsel altyap?s? gere?i kendili?inden elde etti?i Modern Devlet-Toplum ve ba?l? olarak birey; Bat? Tiyatrosu’nda yazarlar?n toplumdan ve bireyden yola ç?karak oyunlar yazmalar?n? sa?larken, bizde tepeden inme modernle?me, topluma yol gösterme, kurgusal alanda bireyi var etme biçiminde ?ekillenir. Böylece gerçekli?in kurguyu de?il, kurgunun gerçe?i varetmesi beklenir ki, bunun sonucu olarak da gerçe?e uymayan, idealize edilmi? birey, toplum, dünya modeli ç?kar kar??m?za. Süreç itibariyle oyun yazarlar?n?n kurgulad??? oyun ki?ileri günlük pratik ya?am içerisinden seçilen, psikolojik derinli?i içerisinde ele al?nm?? oyun ki?ileri de?ildir. Oyunlarda idealle?tirilen tipler yazarlar?n toplumda olu?mas?n? istedi?i refleksleri harekete geçirmek üzere olu?turulan model tiplerdir. Burada amaçlanan yazarlar?n idealleri do?rultusunda kurgulad?klar? tipler arac?l???yla toplum alg?s?n? biçimlendirmektir. Üst yap?sal dayatman?n yönlendirdi?i “modernle?tirici” hamle beraberinde bir dizi sorunu da getirmektedir. Bu noktada Ünlü’nün de?erlendirmesi ?öyledir;
Bat? kar??s?nda, özelliklede üçüncü dünya ülkelerinin ikilemli bir durumu vard?r. Bir yandan kendi kültürel yap?s?n? sahiplenmek öte yandan da Bat?’ya benzemek, bat?l?la?mak.
Geli?en ileti?im olanaklar? ve kapitalist yeni dünya düzeninin yayg?nla?mas?yla birlikte uluslar?n kültürel yap?lar?, dolay?s?yla kimlikleri de?i?mektedir. Ancak bu de?i?imin ço?unlukla sa?l?ks?z geli?ti?i ve bunal?mlarla sonuçland??? söylemek yanl?? olmaz. Nas?l ki birey, Ericson’un çocuklar üzerine yapt??? çal??malarda ortaya koydu?u gibi, geli?im a?amas?nda do?al yap?s? ve toplumsal yap? aras?nda kalmaktaysa; toplumlar da kendine sad?k kalmakla di?erlerine aç?lma ikilemi ya?amaktad?r. Bu ikilemin sonucu ço?unlukla Dayrush Shayegan’?n deyimiyle “kültürel ?izofreni (Ünlü, 2007: 36).
Ontolojik bir yakla??mla, binlerce y?ll?k gelene?e yaslanan Türk toplumunda, inançlar?n ve de?erlerin de f?rsat tan?mad??? bireysel ba?kald?r? söz konusu de?ilken, Bat? tiyatrosundaki gibi bir anda “birey” var etmesi beklenemezdi. Bu köklü geleneksel ya?ant? biçimi dramatik bir öz olu?turabilecek pek çok özelli?in ortaya ç?kmas?na olanak tan?mamaktad?r. Tuncay’a göre “dramatik öz”ün olu?mama nedenleri ?öyledir;
XVII ve XVIII. yüzy?llarda ?stanbul’u ziyaret eden; daha sonra gezi notlar?n? Avrupa’da yay?nlayan yabanc? tan?klar?n pek ço?u, geleneksel ?stanbul ya?am?na egemen olan de?erler ve ilkeler üstüne günümüzde inan?lmas? güç tablolar çizmi?lerdir… …Polisiye olaylar ender görülmektedir. Güvenlik ve kamu düzeni üst düzeyde korunmaktad?r. Düello ya da intihar gibi olaylara rastlanmaz. Do?ruluk ve mertlik kavram?na çok önem verilmektedir. Hilekârl?k, sahtekârl?k, e?rilik yaln?zca Rum, Yahudi, Ermeni v.b. Türk olmayan az?nl?klarda görülebilece?i inanc? yayg?nd?r. Kin ve garaz? ?slamiyet yasaklam??t?r. Bar??mayan ve uzla?mayan adeta kâfir say?l?r. Dü?manlar sonunda daima affedilirler. Küstahl?k ve ta?k?nl?k görülmez. Sokaklarda kavga gürültü olmaz. Konu?an?n sözü kesilmez, konu?urken ba??r?lmaz; heyecanl? el kol hareketleri yap?lmaz. Ya?l?lara sayg? gösterilir. Kumar oynamak yasaklanm??t?r. Hile yaln?zca sava?ta dü?mana kar?? yap?l?rsa geçerlidir. Yalan, iki ki?iyi ya da kar?-kocay? bar??t?rmak için söylenebilir; bunun d???nda yasakt?r. Cinayet, kibir, azamet, cimrilik, k?skançl?k, oburluk, hiddet, ?iddet, tembellik, gammazl?k, fitnecilik, zina gibi alçakl?klara eski toplumda yer yoktur. Kazaya, kadere ve mukadderata iman etmek gerekir. A?lay?p s?zlanmak bile al?n yaz?s?na kar?? bir isyan say?l?r (Tuncay, 2007: 22-23).
Tuncay, bu de?er yarg?lar?yla “s?nanan” geleneksel Türk toplumunun; bireysel ç?k??lara, dünyevi zevklere, çat??malara kapal?, içe dönük, ba?kald?r? yerine uzla?may? ye?leyen bir toplumsal yap?da oldu?unu ve geleneksel tiyatromuzun da bu özellikleri içerdi?ini belirtir. Gerçekten de ontolojik olarak d??a dönük ve iktidar merkezli bat? toplumundaki bireye kar??l?k, geleneksel do?u ve ?slam toplumlar?nda birey tam z?t yönde varl?k bulur. Bu yap?dan beslenen Geleneksel Türk Tiyatrosu, ibret dersi vermek amac? ta??r ve bireyden yana de?il toplumdan yana tav?r alarak, toplumda varolan ahlak dizgesini yeniden üretir. Bu yap?s?yla da sorgulayan, toplumu ve bireyi olu?turacak felsefi dü?ünsel boyutlu bir özellik içermemektedir. Bu bak?mdan Tanzimat Döneminde ba?layan oyun yazarl??? da, büyük ölçüde Bat? Tiyatrosuna öykünerek, birkaç özgün eser d???nda ço?unlu?u çeviri ve uyarlamalardan olu?an Modern Türk Tiyatrosu’nun ilk evresini olu?turur.
Tanzimat dönemi oyunlar? iki ana izlek üzerinde geli?im gösterir: Geleneksel tema?a sanat? ile Bat?l? anlamdaki tiyatro. Ancak bu iki tavr?n toplumsal gereklilikler için zaman zaman kayna?t???n? ve bu temel üzerine oyunlar kurguland???n? da görmekteyiz. Dönemin yazarlar?nda görülen bu iki çizgiyi ay?ran s?n?r da sanatç?n?n Do?u ve Bat? aras?nda yapt??? tercihle belirlenir. Geleneksel olanla Bat?l? olan aras?nda ya?anan “ikilik”, bireysel ya?amdan toplumsal kurumlara kadar yay?lm?? ve bu sebeple yaz?lan oyunlarda da belirgin bir ?ekilde kendini göstermi?tir.
Bireyin toplumsal ya?am kar??s?nda edindi?i tav?r, geleneksel ya?am biçimdeki k?r?lmalar, aile, hak ve özgürlüklere sahip ç?kmay? öngören bir toplum özlemi ve daha iyiye, güzele, do?ruya ula?mak u?runda yitirilen de?erler ve bunun kar??s?nda ele?tiriler dönemin ana sorunsal? olagelmi?tir.
Oyun yazarlar? “toplum ya?am?na güncel sorunlara e?ilirler. Özellikle komedya kültürel de?i?imden etkilenen toplumun üst kesiminin tepkilerini ve ülkülerini dile getirir… Genel olarak ya?amdan, günlük gerçekten hareket etmi? yazarlar ço?unlukla toplumsal yarar? gözetmi?lerdir” (Sokullu, 1998: 173). Bu tutum, dönemin yazarlar?nda, Bat? tarz? yeni ya?am biçimiyle geleneksel biçim aras?ndaki çat??maya yöneli?te kendinin göstermi?tir. Yazarlar genel olarak, tema, konu ve çat??may? bu yap? üzerine in?a etmi?lerdir. Bu dönemde özellikle de?i?en ya?am biçimine paralel olarak Bat? tiyatrosundan örneklerle, yerli, geleneksel olandan da kopmadan hem Do?ulu hem de Bat?l? olabilmenin gözetilmesi endi?esi görülür. Dönemin oyunlar?nda gözlenen söz konusu bu ikili?in, gerek yazarlar gerekse al?mlay?c?lar bak?m?ndan olumsuz bir durum de?il, aksine bir aray?? olarak görmek daha do?ru olacakt?r. Tiyatronun gücü konusunda Nam?k Kemal ba?ta olmak üzere bütün tiyatro yazarlar?, tiyatronun toplum üzerinde fazlas?yla bir etkiye sahip oldu?u dü?üncesindedirler. Bu dönemde yazarlar tiyatronun bu gücünden hareketle e?lendirirken dü?ündürmek, e?itmek yolunu seçmi?lerdir. Dramatik yap? bak?m?ndan dönem oyunlar? birtak?m eksiklikler gösterse de, yazarlar Modern Türk tiyatrosunun olu?umunda önemli bir mesafe katetmi?tir. O dönem komedyalar?nda “Bat? tiyatrosunun kapal? biçimi yani ba??, ortas?, sonu olan tamamlanm?? bir olaylar dizisi mevcuttur. Olaylar sebep sonuç ba??yla ba?lan?rlar” (Sokullu, 1998: 175).
Sevinç Sokullu bu noktada Bat? tiyatrosunun “çat?k ka?l?” komedyalar?n?n geleneksel tema?a unsurlar?yla birle?tirilmesi sonucu geleneksel ile modern aras?nda bir köprü olma özelli?i ta??d???n?, bu de?i?im sürecinde geçi?in yumu?at?lmas?, kolayla?t?r?lmas? bak?m?ndan önemli bir rol oynad?klar?n? belirterek ?unlar? söyler:
Komedyalar?n bak?? aç?s? genellikle büyük kentlerin üst kesimindeki ya?ama ve bu kesimde kendini daha çok duyuran bat?l?la?man?n yaratt??? sorunlara çevrilmi?tir. Olaylar yal?larda, konaklarda, Beyo?lu’nda geçer. Bu ya?ant?daki ça?c?l sorunlar, Tanzimat ile ba?layan Bat?l?la?ma ak?m?n?n toplum ya?am?nda ve de?erlerinde yaratt??? sars?nt?d?r. Bu oyunlar yeni kültür ve yeni de?erler kar??s?nda eskisini sorguya çeken ya da aksine yeni modalar?n öykünülmesinden rahats?zl?k duyan ve bat?l?la?ma hareketinden ilk a?amada etkilenen bir kesimin çe?itli tepkilerini i?ler ve ele?tirir. Bu yap?tlarda dü?ünce ve sorun ön planda tutuldu?u için komedyan?n ne?eli, k?vrak ve olaylarla ortaya ç?kan komikli?ine ula?mad??? görülür. Fakat bu dönemde sorun ve töre ele?tirisinin yan? s?ra oyun ki?isinin iki boyutlu görünümünden kurtulup üçboyutlu bir portre canl?l???na kavu?maya ba?lad??? da bir gerçektir. Geleneksel tema?am?z?n güldürü ve hünerinden yoksun olan bu yeni komedyalar eksikli?ini insan ö?esiyle giderirler (Sokullu, 1998: 177).
Tanzimat Döneminde Frans?z tiyatrosunun etkisi hat safhadad?r (Akt. Ayd?n, 2002: 48). Az?nl?klar?n ve Fransa’yla sürdürülen bürokratik ili?kilerin etkisinden kaynaklanan bu durum; Frans?z tiyatrosuna ait pek çok oyun dilimize çevrilmesine ve uyarlama oyunlar?n üretilmesine neden olmu?tur. Bu noktada Ahmet Vefik Pa?a’n?n tiyatromuza katk?lar? büyüktür. Metin And, Ahmet Vefik Pa?a’n?n Moliere uyarlamalar? için, “sanki yeniden yazm??ças?na özgün” oldu?unu söyler (And, 1972: 261). Gerçekten de onlarca çeviri ve uyarlama yapan Ahmet Vefik Pa?a’n?n uyarlamalar? belirgin bir yerellik içerir. Halk?n dili ve ya?am biçimi bu uyarlamalarda çok iyi kullan?lm??t?r.
Tanzimat yazarlar?n?n Moliere ve Goldoni’ye duyduklar? bu yo?un ilginin iki önemli sebebinden söz edilebilir. Birincisi, her iki oyun yazar?n? da özellikle töre komedyalar?nda yer verdikleri birey ve toplum aras?ndaki çat??ma, bireyin geleneklerle olan mücadelesi ve geleneksel toplum dinamiklerinin alaya al?nmas? gibi temel unsurlar, dönemin Osmanl? toplumuna oldukça denk dü?mektedir. ?kinci olarak gerek Moliere gerekse Goldoni, oyunlar?n? halk tiyatrosu gelene?iyle yo?urduklar?ndan, bizim yazarlar?m?z benzer bir tiyatro gelene?ine ve izleme al??kanl???na sahip olan Osmanl? tiyatro seyircisinin, bu tür bir biçemi rahatl?kla hazmedebilece?ini, bu yolla tezlerini kolayl?kla aktarabileceklerini fark etmi?lerdir (Pekman, 2002: 18).
Genel bir de?erlendirmeyle Tanzimat’?n ?lan? ile ba?layan toplumsal ve kurumsal yap?daki pek çok de?i?iklik/ yenilik hareketi tiyatroda da kendini göstermi? ve olu?turulmaya ba?layan yeni toplum modeli için bat? tarz? bir tiyatro gelene?i ba?latm??t?r. Ad?na ister modernle?me ister bat?l?la?ma denilsin bu dönem de tiyatro bir ideolojinin ta??y?c?, yol gösterici ????? alt?nda kurucu bir görev yüklenmi?tir. Bu görev en temelde modernle?tirici ideolojinin topluma aktar?m?d?r. Pekman, tiyatronun, sanat?n ve yaz?n alan?n di?er türlerinden önemli fark?na, ya?ama benzeyen yan?n? örnek vererek, canland?rmac? yap?s?na dikkat çeker. Tiyatro bir yandan büyük bir ço?unlu?u okuma yazma bilmeyen bir halka fikirlerin kolayca ve bir anda ula?mas? imkân? verirken bir yandan da elit bir ayd?nlar grubuyla her tabakadan geni? bir insan kesiminin kader birli?i içine girmesini sa?lamaktad?r” diyen Pekman; o dönem ayd?nlar?n?n neredeyse tamam?na yak?n?n?n oyun yazmaya yönelmesinin tiyatromuza olumlu katk?lar sa?lamas?na ra?men, tiyatronun bir görevle ko?ullanmas?n?n ve Bat?’dan ithal edilmesinin tiyatromuzu bir kimlik krizine soktu?unu ve bunun yan? s?ra yazar? otoriter bir ö?retici olarak merkezde konumland?rmas?n?n da, kendisini iktidara dönü?türmesinden dolay? sak?ncal? oldu?unu belirtir (Pekman, 2002: 31-32).
Tanzimat’?n ilan?yla öncelikle askeri alanda ba?layan kurumsal de?i?im, giderek e?itim alan?na yans?m??, sonras?nda da toplumsal ya?amda belirerek, bir ikilem olu?turmu?tur. Bu durum dönemin ayd?nlar?n?n; aile, görücü usulü yap?lan evlilikler ve kad?n erkek ili?kilerine dair temalara yönelmelerine neden olmu?tur. Bat?’ya yönelik bir de?i?im süreci geçiren bu toplumsal yap? içerisinde aile kurumu da pay?na dü?eni alm??t?r. Bir taraftan hâlâ etkisini sürdüren geleneksel ya?am biçimi, di?er taraftan toplumun üst kesimlerinden ba?layarak toplumun en alt tabakas?na kadar ilerleyen Bat? tarz? ya?ama yöneli?, beraberinde aile kurumunda bir çözülme, bir de?i?im, k?smen de olsa geleneklere kar?? bir sorgulama getirmi?tir.
Tanzimat döneminde konaklarda geni? aile hayat?n?n potas?nda ?ekillenen geleneksel aile anlay???, Bat?’daki yap?dan etkilenerek çekirdek aileye dönü?mektedir. Bunda Tanzimat’?n getirdi?i pek çok özgürlük anlay???n?n yan? s?ra medreselerde dini e?itimin kald?r?lmas?n?n da dolayl? etkisi bulunmaktad?r.
Bireysel özellikler gösteren karakterlerin ekseninde geli?en çat??malarla Tanzimat dönemi roman ve hikâyelerinde oldu?u kadar tiyatrosunda da yer alan en önemli temalardan olan aile; bireyin toplumsal ili?kilerinde, gelenekle olan çat??mas?nda belirleyici olan önemli bir toplumsal gruptur. Birey edinece?i kimli?i ilk olarak bu aile ortam?nda belirleyecektir. Bu sebeple bireyin ki?isel özgürlüklere ula?mas?nda, toplum içerisinde kendine özgü bir kimlik, bir yer edinmesinde ailenin katk?s? büyüktür. Bu bilinçle hareket eden Tanzimat ayd?nlar?, birey ve toplumun gelenekle modern aras?nda ya?ad??? çeli?kiyi yok etmek ve kendi kültürel dinamikleriyle yeni ya?am biçimi aras?nda bir sentez olu?turmak amac?yla bu konudaki dü?üncelerini eserlerine yans?tm??lard?r. Bu nedenle aile temas?n?n yan? s?ra özellikle ailenin olu?turulmas?nda etken olan bir tak?m yanl?? geleneklerin; görücü usulü evlilik, kad?n ile erkek aras?nda ya?anan a?ka kar?? olan muhafazakâr bak?? gibi konular bu oyunlarda ele al?nm??t?r.
Tanzimat’la birlikte ba?layan sosyo-kültürel hayat?m?zdaki birtak?m de?i?imler, pek çok yeni kavram? da günlük ya?am?m?za sokmu?tur. Bunlardan en önemlisi ve o dönem itibariyle en çok üzerinde durulan kavram hürriyet fikridir. Bir taraftan gelenekle olan ba?? korumaya çal???rken bir taraftan da bat?l? de?erleri anlamaya, özümsemeye çal??an dönemin ayd?nlar? özellikle Frans?z ?htilali’nin ve romantizmin etkisiyle oyunlar?nda s?kl?kla hürriyet temas?n? i?lemi?lerdir.
Tanzimat’?n ard?ndan her alanda görülen modernle?me çabalar?, toplumsal ve bireysel ya?amda kendisini Bat? tarz? ya?am biçimlerini benimsemekte de gösterir. Bat?’y? yak?ndan tan?ma f?rsat? bulan birtak?m ayd?n ve ö?renci, orada edindikleri gözlemlerin sonucu olarak, bizdeki eksikli?in ve geri kalm??l???n çaresini Bat?’l? tarzda ya?amakta bulurlar. Bat?’ya kar?? duyulan büyük hayranl?k ve ilginin sonucu olarak modernle?me ideali Bat?l?la?makla e?de?er görülür. Bu durum da beraberinde bir tak?m çeli?kiler do?urur. Binlerce y?ll?k gelene?e yaslanm?? olan bir toplumun bütünüyle de?i?im göstererek bamba?ka bir ya?am biçimine geçmesi elbette kolay olmayacakt?r. Dönemin ayd?nlar? aras?nda bile bir ikilik yaratan bu durum, yazarlar?n da ço?unlukla tercih etti?i bir tema olmu?tur. Biçimsel bat?l?la?ma alg?s?, dönemin pek çok yazar? taraf?ndan roman ve hikâye türüne konu edilirken oyun yazarlar?n?n da ilgisini çekmi?tir.
?kinci Me?rutiyet’in ilan?yla birlikte toplumsal ve dü?ünsel alanda ya?anan devrim, beraberinde büyük bir tiyatro hareketi de getirmi?tir. ?kinci Me?rutiyet döneminde tiyatro bir sosyal organizasyon bir temsiliyet ve ileti?im arac? olarak kamusal alan?n ana bile?enlerinden biri olarak ortaya ç?km?? ve kamuoyunun biçimlenmesi noktas?nda etkin bir araç olarak kullan?lm??t?r. Tiyatro bu dönemde hem kamusal alan?n geni?lemesine katk?da bulunur hem de kamusal alan?n geni?lemesinden pay?n? al?r (Seçkin, 2008: 266). Toplumun farkl? kesimleri kendilerini kamusal alanda görünür k?labilmek için tiyatro etkinliklerinin birer parças? haline gelirler.
Kamusal alan?n dönü?ümü ve geni?lemesi kitle toplumu ve kitle politikas?n?n ortaya ç?k??? yeni bir olguyu da beraberinde getirir. “Mobilizasyon” ya da “seferberlik” hali olarak tan?mlanan bu olgu Me?rutiyet Dönemi’nde topluluklar? pasif hallerinden kamusal ya?am?n aktif kat?l?mc?lar?na dönü?türmü?tür. Bu seferberlik halinin önemli bir di?er yönünü de politik ve sosyal meselelerin belirli bir çerçeve içerisinden ifade edilmesi olu?turmaktad?r. Tiyatro kamusal bir mekan olarak kitlelerin seferber edilmesinde anahtar rolü oynayan sembollerin ve mesajlar?n do?rudan yans?t?ld??? ve hatta tekrar üretildi?i bir zemin sa?lam??t?r. Tiyatronun bu dönemdeki bir di?er önemli i?levi de dü?ünceleri kitlelere yaymaktaki etkinli?idir. Me?rutiyet Dönemi’nin elitleri ve 1908 Devrimi’nde etkin olan toplumsal ve siyasal aktörler tiyatronun bu özelli?inin fark?nda olarak tiyatroyu kendi dü?üncelerini kitlelere iletmekte belirleyici bir araç olarak s?kl?kla kullanm??lard?r. Tiyatronun politik fikirleri yaymaktaki potansiyel gücünü ke?fedenler yaln?z dönemin elitleri de?ildir ku?kusuz. Dönemin politik aktörleri de kendi politikalar?n? kitlelere ta??makta ve bu politikalar? me?rula?t?rmakta tiyatronun gücünün fark?nda olmu?lar ve bu gücü tekellerinde tutman?n mücadelesini vermi?lerdir. Ancak tiyatronun politika ile ili?kisini tek yanl? bir yararlanma ili?kisi olarak tan?mlamak durumu aç?klamakta yan?lt?c? olabilir. Zira bu ili?ki tek yanl? de?ildir. Nas?l politik aktörler tiyatroyu kendi me?rula?t?rma araçlar? olarak kullanm??larsa, tiyatro gruplar? da kendi aktivitelerini politik aktörlerin deste?i ve kat?l?m?yla me?rula?t?rm?? ve hatta mümkün k?lm??lard?r. Bu dönemde ?ttihat ve Terakki’nin ileri gelenleri, dönemin etkin pa?alar? ve hanedan?n ileri gelenlerinin tiyatroya seyirci olarak kat?l?mlar? tiyatronun kendi me?ruiyetinin sa?lanmas?nda önemli bir basama?? olu?turmu?tur (Seçkin, 2008: 267).
Oysa I. Me?rutiyet’in ilan?yla yakalanacak olan bu özgür ortam otuz y?ll?k bir gecikmeyle ve uzun süren bir istibdat dönemiyle yok edilmi?tir. II. Abdülhamid’in 1878’de Osmanl? Rus sava??n? gerekçe göstererek meclisi kapatmas? ve ülkenin bir istibdat rejimine sürüklenmesiyle ba?layan süreç, zaten yeni ba?lam?? olan tiyatro hareketini olumsuz etkiler. 1884’de II. Abdülhamid’in Gedikpa?a tiyatrosunu y?kt?rmas?, istibdad?n ve sansürün yo?unla?mas? sonucu yerli oyun yaz?lmaz olur (Sevengil, 1961: 104-106). Bu dönemde yaln?zca Bat? tiyatrosundan yap?lan çeviriler oynan?rken 1908 y?l?nda II. Me?rutiyet’in ilan? ile Türk tiyatro hayat? yeniden canlan?r (Töre, 2006: 5). 1908 ile 1923 y?llar? aras?nda yaz?lan ve oynanan piyesleri Niyazi Ak?, ideolojik bir misyonla hareket etti?i için “yolunu bulamam?? bir tiyatro” olarak betimler (Ak?, 1968: 22).
Sonuç
Tanzimat ve Me?rutiyet dönemlerinde temelleri at?lan ve Bat? modeli do?rultusunda geli?im gösteren modern Türk Tiyatrosu, özellikle Cumhuriyetin ilk y?llar?nda (1923-1938), büyük bir devrimi ba?arm?? bir toplumun co?kusunu yans?tan, Türk ulusunun erdemlerini sergileyen, Osmanl? dönemini ele?tiren, modernle?menin etkisiyle ya?anan toplumsal de?er de?i?iminin var etti?i sorunlar? tart??an oyunlar yaz?lm??t?r. Ço?u devlet görevlisi olan bu dönem yazarlar?, hâkim ideolojinin etkisinde, Cumhuriyet kazan?mlar?n? öven, Atatürk ilkelerinin ve devrimlerin getirdi?i yeniliklerin topluma kazand?r?lmas?n? amaçlayan oyunlar yazm??lard?r. Bu dönemde yeni bir ulus in?as? ve toplumun kendine olan güvenin peki?tirilmesi amac?yla yaz?lan oyunlar, ço?unlukla Halkevleri’nin çat?s? alt?nda üretilen idealist oyunlard?r. Ayr?ca Türk tarih ve söylence birikimine dayanarak Türk soyundan gelen kahramanlar? yücelten oyunlar da bu dönemde dikkat çeker. Cumhuriyet Dönemi’nde yaz?lan oyunlar?n genelinde vatan için hiçbir ?ey yapmayan ve mevcut durumdan ?ikâyet edip yak?nanlar ele?tirilir. Ya?l?-genç, kad?n- çocuk veya hasta-sa?l?kl? herkesin vatan? için yerine getirebilece?i bir görevi vard?r. Cumhuriyet sonras? yaz?lan oyunlar her ne kadar Millî Mücadele dönemini konu edinseler de yaz?ld?klar? zaman art?k sava?lar?n bitti?i ve vatan?n huzura kavu?tu?u dönemdir. Do?al olarak yazarlar dönemin izleyicilerine ya da okuyucular?na “art?k sava? bitti, ?imdi s?ra vatan için ölmek de?il, çal??mak ve yurdu kalk?nd?rmak zaman?d?r” mesaj?n? da verirler (Ardal? Büyükarman, 2008: 141). Yine bu dönemde, Kurtulu? Sava??’nda halk?n gösterdi?i özveri ve kahramanl?k, tutucu güçlere kar?? verilen mücadele oyunlar?n ço?unda kar??la??lan temalar aras?nda yer al?r. Yaz?lan çocuk oyunlar?nda dahi bu tür temalar hâkimdir. Bu oyunlarda vatan sevgisi, ulusal birlik ve ba??ms?zl???n önemi, Atatürk’e olan ba?l?l?k sergilenir.
Konusunu Orta Asya Türk tarihinden alan oyunlarda ‘vatandan ayr?lmak’ ve ‘göç’ temalar? i?lenirken özellikle Türklerin eski yurtlar?n? kurakl?k nedeniyle terk etmek zorunda kald?klar?n?n alt? çizilir. Atatürk’ün Tarih Tezi çerçevesinde yaz?lan oyunlarda, Türklerin eski yurtlar? Orta Asya’y? neden terk ettikleri ve o topraklara duyulan sevgi i?lenir. Ulusçuluk, halkç?l?k ve ink?lap fikirlerini yans?tan oyunlar?n yazarlar?n?n, dönemin ünlü ?airleri veya romanc?lar? olmas?, onlar?n Atatürk’ün yan?nda yer almalar?na ve ayn? zamanda Atatürk’ün ilke ve ink?laplar?n? hayata geçiren ideologlar olmalar?na neden olmu?tur. Bu yazarlar?n birço?una Atatürk ya oyun ?smarlam??t?r ya da konuyu bizzat kendi verip yaz?m a?amas?nda da müdahil olmu?tur. Böylece bu yazarlar hâkim ideolojiyle beslenmi? ve verili ideolojiyi yeniden üreten oyunlar yazmakla adeta görevlendirilmi?lerdir.
Cumhuriyet Dönemi’nde tiyatro alan?nda ya?anan geli?melere bak?ld???nda, tiyatronun söz konusu dönemde sadece bir e?lence yeri de?il ideolojik bir ta??y?c? haline dönü?türüldü?ünü görürüz (Kurtulu?, 1987: 88). Bu dönemde yaz?lan yerli oyun say?s?n?n say?ca çoklu?u, Cumhuriyetin kurucu ideolojisinin yönlendirmesiyle elde edilmi?tir. Bu durum da, Cumhuriyet’in ilk y?llar?nda tiyatronun Bat?l?la?ma ve ulus devletin in?as? süreçlerinde üstlendi?i rol hakk?nda ileri sürülen dü?ünceleri desteklemektedir. Tiyatronun Cumhuriyet’in ilk döneminde üstlendi?i rolü ifade etmek için ‘ink?lap fikirlerinin ve duygular?n?n halka ifadesi hususunda en kuvvetli vas?ta nitelendirmesi yap?l?r (And, 1973: 65).
Bu noktada, Cumhuriyet’in ilk yirmi be? y?l?nda yaz?lan tarihi tiyatrolara kaynakl?k eden iki tarihsel kesit dikkat çeker: ?slamiyet Öncesi Türk Tarihi ve Millî Mücadele Dönemi. Bunlardan ilki kurulan ulus devletin mensuplar?na Osmanl? d???nda bir tarihi arka plan haz?rlamak amac?n? güderken; ikincisi Cumhuriyet’in kurulu?uyla sonuçlanan tarihi sürecin ulus devletin in?as?nda asli unsur konumuna getirilme amac?n? güder. Söz konusu tespiti tarihi tiyatrolarla ilgili ara?t?rmalarda ve bu dönem yazarlar?n?n kendi ifadelerinde görmek mümkündür. Cumhuriyet’in ilk y?llar?nda Osmanl?y? konu edinen oyunlar yaz?lmad???, bunun yerine Kurtulu? Sava?? ve devrimler üzerine odaklan?ld??? görülmektedir. Bu oyunlar?n ortak özelli?i kahramanlarla, Osmanl? kal?nt?s? yozla?m?? çevre aras?nda ili?ki kurmakt?r (Nutku, 1986: 68). Bu ba?lamda, dönem sanatç?lar?n?n birço?unun belirli bir ideolojik yakla??m?n sonucu olarak konu seçimlerini yapt?klar? ileri sürülebilir. Cumhuriyetin ilk y?llar?nda, devrimlerin benimsetilmesinde en önemli telkin arac?n?n tiyatro oldu?u ve bundan yararlanmak üzere tiyatro oyunlar?n?n sahnelenmesinde halkevlerinin kuruldu?u görülür. “Tezli bir piyes” ile 136 halkevinde 136 binden fazla yurtta?a bir iki gün içinde bir fikrin telkin edilebilece?i hesaplan?r (Ye?ilkaya, 2004: 115).
KAYNAKLAR:
AKI, Niyazi. Ça?da? Türk Tiyatrosuna Toplu Bak?? 1923- 1967, Atatürk Üniversitesi Yay?nlar?, Erzurum, 1968.
ALTHUSSER, Louis. ?deoloji ve Devletin ?deolojik Ayg?tlar?, çev. Mahmut Öz???k, ?leti?im Yay?nlar?, ?stanbul, 2000.
AND, Metin. Elli Y?l?n Türk Tiyatrosu, Türkiye ?? Bankas? Kültür Yay?nlar?, No: 124, ?stanbul, 1973.
AND, Metin. Tanzimat ve ?stibdat Döneminde Türk Tiyatrosu, Türkiye ?? Bankas? Yay?nlar?, Ankara 1972.
ARDALI BÜYÜKARMAN, Didem. “Vatan Kavram?n?n Türk Tiyatro Edebiyat?ndaki Seyri Üzerine Bir ?nceleme” A.Ü. Türkiyat Ara?t?rmalar? Enstitüsü Dergisi, Erzurum, Say? 37, 2008.
AYDIN, Abdülhalim. “?inasi’nin ?air Evlenmesi’nde Frans?z Etkisi”, F?rat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Journal of Social Science, Elaz??, Say?:1, 2002
KURTULU?, Hilmi. Türk Tiyatrosu, Toker Yay?nlar?, ?stanbul, 1987.
NUTKU, Hülya. Tarihsel Dram ve Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosunda Tarihsel Dram Modelleri, C. 1-2, Devlet Tiyatrolar? ?ç E?itim Dizisi, Ankara, 1986.
PEKMAN, Yavuz. “Tanzimat Dönemi Oyun Yazarl???nda Bat?l?la?ma Olgusu”, Tiyatro Ara?t?rmalar? Dergisi, Ankara, A.Ü.D.T.C.F. Yay?nlar? 2002.
?D?L DERG?S?, 2016, Cilt 5, Say? 26,
PEKMAN, Yavuz. Ça?da? Tiyatromuzda Geleneksellik, Mitos Boyut Yay?nlar?, ?stanbul 2002.
SEÇK?N, Bilge. 1908 Devriminde Politik Tiyatro ve Besa Oyunu, ?.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, say?:38, Mart 2008.
SEVENG?L, Refik Ahmet. Türk Tiyatrosu Tarihi III Tanzimat Tiyatrosu, Milli E?itim Bakanl??? Yay?nlar?, ?stanbul, 1961.
SOKULLU, Sevinç. Türk Tiyatrosu’nda Komedyan?n Evrimi, Kültür Bakanl??? Yay?nlar?, Ankara 1998. TÖRE, Enver. II. Me?rutiyet Tiyatrosu, DUYAB Yay?nlar?, ?stanbul, 2006
TUNCAY, Murat. “Modern Türk Tiyatrosu’nun ?lk S?k?nt?lar?na Toplu Bak??”, yedi, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Yay?n?, Temmuz 2007.
ÜNLÜ, Asl?han. “Tiyatromuzda ‘Kimlik Sorunu’ Üzerine Dü?ünceler”, yedi, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Yay?n?, Temmuz 2007.
YE??LKAYA, Ne?e. Halkevleri, Modern Türkiye’de Siyasi Dü?ünce ‘Kemalizm’, C. 2, ?leti?im Yay?nlar?, ?stanbul, 2004.