Yakla??k 370 (980-81) y?l?nda Buhara yak?n?ndaki Ef?ene köyünde do?du. Talebesi Ebû Ubeyd el-Cûzcânî’ye yazd?rd??? hayat hikâyesiyle Cûzcânî’nin verdi?i ilâve bilgilerin ?bnü’l-K?ftî ve ?bn Ebû Usaybia taraf?ndan nakledilmesi sayesinde di?er ?slâm filozoflar?na nisbetle hakk?nda daha fazla bilgi bulunmaktad?r. ?slâm dünyas?nda ?bn Sînâ künyesiyle me?hur olup bilim ve felsefe alan?ndaki e?siz konumunu ifade etmek amac?yla Ortaça? âlim ve dü?ünürleri taraf?ndan kendisine verilen “e?-?eyhü’r-reîs” unvan? ile de bilinir. Ayr?ca “hüccetü’l-hak, ?erefü’l-mülk, ed-düstûr” gibi vas?flarla da an?lm??t?r. Bat?’da genellikle Avicenna olarak bilinmekte ve “filozoflar?n prensi” diye nitelenmektedir. Aslen Belhli olan babas? Abdullah, Sâmânî Hükümdar? Nûh b. Mansûr döneminde ba??ehir Buhara’ya yerle?mi?ti. ?yi bir ö?renim gördü?ü ve ?smâilî görü?leri benimsedi?i anla??lan Abdullah, ?smâilî dâîlerle sürekli irtibat halindeydi. Bu irtibat neticesinde evi felsefe, geometri ve Hint matemati?iyle ilgili konular?n tart???ld??? bir merkeze dönü?mü?tü. Kendisini bu tart??malar?n içinde bulan ?bn Sînâ erken denilebilecek bir ça?da felsefî konulara â?inal?k kazand?.
?bn Sînâ ola?an üstü bir zekâya sahip oldu?u için küçük ya?ta dikkatleri üzerinde toplad?. Önce Kur’an’? ezberledi; dil, edebiyat, akaid ve f?k?h ö?renimi gördü. Hayat hikâyesinde bu dönemdeki hocalar? aras?nda sadece Hanefî fakihi Ebû Muhammed ?smâil b. Hüseyin ez-Zâhid’i zikrederse de onun bilhassa dil ve edebiyat alan?nda Ebû Bekir el-Berk?’den ders ald??? san?lmaktad?r (DM?, I, 203). Dinî ilimler sahas?nda çok yo?un bir okuma faaliyeti sürdüren ve yüksek bir düzeye ula?t??? anla??lan ?bn Sînâ ayr?ca babas?ndan geometri, aritmetik ve felsefe konusunda ilk bilgilerini ald?ktan sonra babas?n?n iste?i üzerine Mahmûd el-Messâh’tan (Messâhî/Misâhî [?]) Hint aritmeti?i okudu. Ebû Abdullah en-Nâtilî Buhara’ya gelince babas? onu o?luna ders vermesi için evinde misafir etti. ?bn Sînâ, Nâtilî’den Furfûriyûs’un (Porphyrios) Îsâ??cî (Eisagoge) adl? mant?k kitab?n? okumaya ve bu çerçevede tart??malar yapmaya ba?lad?. Gösterdi?i üstün ba?ar?dan memnun olan hocas?, onun ilimden ba?ka bir i?le me?gul edilmemesi yönünde babas?na tavsiyede bulundu. Bir süre sonra mant?k alan?nda hocas?n?n yetersiz kald???n? dü?ünen ?bn Sînâ, konuyla ilgili eserleri kendi kendine okumaya ve ?erhleri incelemeye ba?lad?. Bu arada Öklid’in Elementler’inin ba?tan be? alt? bölümünü yine Nâtilî’den okudu, kitab?n geri kalan k?sm?n? ise kendi kendine çözmeye çal??t?. Ard?ndan Batlamyus’un el-Mecis?î’sine (Almagest) geçti; eserin ba?lang?ç k?s?mlar?n? bitirip geometrik ?ekillerle ilgili bölümüne ula??nca hocas? kitab?n di?er k?s?mlar?n? kendi kendine okuyabilece?ini söyledi. Sonuçta ?bn Sînâ astronomide de oldukça ileri bir seviyeye ula?t?. Nâtilî Gürgenç’e gitmek üzere Buhara’dan ayr?l?nca ?bn Sînâ fizik, metafizik ve di?er felsefî konularla ilgili metinlere ve bunlar?n ?erhlerine yöneldi. Bu çal??malar neticesinde felsefenin bütün disiplinlerinde iyi bir donan?ma sahip olduktan sonra t?p tahsiline ba?lad?. Kaynaklarda ?bn Sînâ’n?n t?p alan?ndaki hocalar? aras?nda Ebû Sehl Îsâ b. Yahyâ el-Mesîhî ile Sâmânîler’in saray hekimi Ebû Mansûr Hasan b. Nûh el-Kumrî’nin isimleri zikredilmektedir (Goodman, s. 14; EIr., III, 69). Öyle anla??l?yor ki ?bn Sînâ, di?er alanlarda oldu?u gibi bu alanda da hocalar?ndan bir müddet ders ald?ktan sonra t?pla ilgili eserleri kendi kendine okumaya ba?lam??t?r. Bu suretle t?p ve eczac?l?kta da ileri bir düzeye ula?an, kendi ifadesine göre daha on alt? ya??nda iken birçok tabibin onu bir t?p otoritesi sayarak bilgisinden faydaland??? ?bn Sînâ, t?pta teoriden prati?e geçerek bilgilerini daha da geli?tirdi.
Bu arada f?k?h ö?renimini de sürdürerek münazaralarda bulunacak kadar bilgisini geli?tiren ?bn Sînâ, daha sonra mant?k ve felsefe kitaplar?n? yeniden gözden geçirmeye koyuldu. Bir buçuk y?l devam eden bu süre zarf?nda mant?k, matematik ve fizik alanlar?nda ilerleme kaydedip metafizik sahas?ndaki eserleri incelemeye yöneldi. Bu s?rada Aristo’nun Mâ Ba?de’?-?abî?a (Metafizika) adl? eserini defalarca okumas?na ra?men muhtemelen Arapça çevirisinin de kötü olmas? yüzünden muhtevas?n? ve yazar?n?n amac?n? tam olarak anlayamad?. Fakat Fârâbî’nin el-?bâne ?an ?ara?i Aris?o?âlîs fî Kitâbi Mâ Ba?de’?-?abî?a adl? eserini tesadüfen elde edip okuyunca bu problemini çözmü? oldu.
Felsefe ve t?p alan?nda oldukça ün kazanan ?bn Sînâ, Sâmânî Hükümdar? Nûh b. Mansûr’un a??r bir hastal??a yakalanmas? üzerine saraya davet edildi. Saray doktorlar? ile yapt??? ortak çal??malar sonucunda sultan?n tedavisi konusunda nisbî bir ba?ar? sa?lad?. Bu ?ekilde daha on sekiz ya??nda iken saray hekimli?ine getirilen ?bn Sînâ, zengin saray kütüphanesine girerek t?pla ilgili eserleri okuma ve inceleme imkân?na kavu?tu. Bir müddet sonra yan?p harap olan bu kütüphanede daha önce ismini bile duymad??? pek çok tabip ve dü?ünürü okuma f?rsat?n? elde etmi?ti.
Nûh b. Mansûr’dan (ö. 387/997) sonra Mansûr b. Nûh ve ?smâil b. Nûh el-Müntas?r zaman?nda da saraydaki görevini sürdürdü?ü anla??lan ?bn Sînâ’n?n (?bn Hallikân, II, 158-159) bu dönemdeki faaliyetleri konusunda fazla bilgi bulunmamakla birlikte faaliyetleri aras?nda telif çal??malar?n?n da yer ald??? bilinmektedir. Nitekim Ebü’l-Hüseyin el-Arûzî’nin, kendisi için ilim ve felsefe konusunda kapsaml? bir kitap yazmas?n? teklif etmesi üzerine matematik d???ndaki bütün ilimleri içine alan el-?ikmetü’l-?arû?iyye adl? bir eser kaleme alm??, Ebû Bekir el-Berk?’nin talebiyle de yakla??k yirmi ciltlik el-?â??l ve’l-Ma??ûl ile el-Bir ve’l-is?m ad?nda bir risâle telif etmi?tir.
?bn Sînâ’n?n hayat?nda babas?n?n ölümünden (393/1003) sonra siyasî ili?kiler yo?unluk kazand?. Bu de?i?ikli?in hangi sebebe dayand??? tam olarak bilinmemekle birlikte herhalde Sâmânî Devleti’nin içinde bulundu?u durumun bunda önemli etkisi olmu?tur. Zira devlet, ?bn Sînâ’n?n babas?n?n ölümünden birkaç y?l önce önemli sars?nt?lar geçirmi?, 396 (1005) y?l?nda da çökmü?tür. Böylece ?bn Sînâ Buhara’y? terketmek zorunda kalm?? ve kendisine uygun bir yer bulabilmek amac?yla çe?itli bölgelere seyahat etmi?tir. ?lk olarak Hârizm’de bir kasaba olan Gürgenç’e (Ürgenç) gitti. Burada vezirlik yapan ve felsefî ilimlere merakl? olan Ebü’l-Hüseyin es-Süheylî (es-Sehlî [?]) onu mahallî bir emîr olan Ali b. Me’mûn’a takdim etti. Veziri gibi kendisi de filozof tabiatl?, erdemli ve sevilen bir ki?i olan Emîr Ali (Nizâmî-i Arûzî, s. 21) ?bn Sînâ’ya Gürgenç’te kald??? müddetçe maa? ba?lad?. Emîrin saray?nda Bîrûnî, Ebû Sehl el-Mesîhî, ?bnü’l-Hammâr ve ?bn Irâk gibi âlimler de bulunuyordu. ?bn Sînâ ile Bîrûnî aras?nda fizik ve astronomiye dair baz? münazaralar bu s?rada gerçekle?ti. Nizâmî-i Arûzî’nin verdi?i bilgiye göre bu âlimler dostluk havas? içinde ilmî faaliyetlerini sürdürürken bir geli?me onlar?n huzurunu bozdu. Gazneli Mahmud, Emîr Ali b. Me’mûn’a bir mektup göndererek meclisindeki âlimleri kendi saray?na göndermesini istedi. ?bn Irâk, ?bnü’l-Hammâr ve Bîrûnî daveti kabul ederken ?bn Sînâ ve Ebû Sehl el-Mesîhî gitmemeye karar verdiler, ancak Gürgenç’te kalmay? da tehlikeli görerek oradan ayr?ld?lar. Gazneli Mahmud, ?bn Sînâ’y? buldurmak için resmini yapt?r?p ço?altt?rarak çe?itli bölgelere gönderdiyse de bir sonuç elde edemedi (a.g.e., s. 189-190).
?bn Sînâ Nesâ, Bâverd, Tûs, ?akkân, Semnîkân ve Câcerm’e u?rad?ktan sonra Ziyârî Devleti Hükümdar? K?bûs b. Ve?mgîr ile bulu?mak amac?yla Cürcân’a gitti. Fakat bu s?rada Emîr K?bûs’un tutuklan?p bir kalede hapsedilmesi ve orada ölmesi üzerine Cürcân ile Hârizm aras?ndaki Dihistan’a geçti. Bu bölgede iken 403’te (1012) ?iddetli bir hastal??a yakalanan ?bn Sînâ ayn? y?l içerisinde Cürcân’a döndü ve burada, daha sonra kendisinden hiç ayr?lmayan ve biyografisini kaleme alan Ebû Ubeyd el-Cûzcânî ile tan??t?. Bir ?iirindeki ifadesinden (?bnü’l-K?ftî, s. 272; ?bn Ebû Usaybia, s. 439), gitti?i yerlerde de?erinin bilinmedi?i ve ?ahs?na yara??r bir himaye görmedi?i için yedi y?l boyunca seyahat etti?i anla??lan ?bn Sînâ’n?n Cürcân’da rahat bir ortama kavu?tu?u görülmektedir. Nitekim ilme dü?kün bir ki?i olan Ebû Muhammed e?-?îrâzî ona bir ev sat?n alm?? ve baz? imkânlar tan?m??t?r. Böyle bir ortamda ?bn Sînâ bir yandan eserlerini kaleme al?yor, bir yandan da ilmî ve felsefî konularda ders veriyordu. Cûzcânî’nin yazd??? biyografiye göre ?bn Sînâ bu ö?rencisine mant?kla ilgili el-Mu?ta?arü’l-evsa? adl? bir kitap dikte etti; Ebû Muhammed e?-?îrâzî için de el-Mebde? ve’l-me?âd ile el-Er?âdü’l-külliyye’sini kaleme ald?. Ayr?ca el-??nûn fi’?-??bb’?n ba?lang?c? ile Mu?ta?arü’l-Mecis?î gibi birçok eserini burada telif etti.
Cürcân’da muhtemelen iki y?l kalan ?bn Sînâ, Rey’e giderek Büveyhî Devleti’nin valisi Fahrüddevle’nin e?i Seyyide ve o?lu Mecdüddevle ile bulu?tu. Burada ilmî otoritesini kabul ettirerek melankoliye yakalanan Mecdüddevle’nin tedavisini üstlendi. Mecdüddevle, Büveyhîler ailesinin bir mensubu oldu?undan bu hadise ?bn Sînâ ile Büveyhîler aras?ndaki ili?kinin ba?lang?c?n? te?kil etti. Rey’de iken el-Me?âd adl? eserini kaleme alan ?bn Sînâ muhtemelen Mecdüddevle’nin tedavisinden sonra Kazvin’e, oradan da Hemedan’a gitti. Bu ?ehirde Kezbâneveyh’in hizmetine girdi. Ard?ndan kulunç (kolik) hastal???na yakalanan Büveyhî Hükümdar? ?emsüddevle’yi tedavi etmek için onun saray?nda bulundu. Burada hükümdar? iyile?tirmeyi ba?aran ?bn Sînâ birçok mükâfatla birlikte hükümdar?n dostlu?unu da kazand?. ?emsüddevle’nin Karmîsîn’e bir sefer düzenlemesi üzerine onun yan?nda sava?a kat?ld?. Sava? yenilgiyle sonuçlan?nca ?emsüddevle ile birlikte Hemedan’a döndü. Bu olaydan sonra kendisine vezirlik teklif edilen ?bn Sînâ görevi kabul etti. Fakat ordu içerisinde ba? gösteren huzursuzluklar?n ard?ndan isyan ç?kt?. ?bn Sînâ’n?n evini ku?atan isyanc?lar onu hapse at?p bütün mallar?na el koydular; ayr?ca ?emsüddevle’den filozofun öldürülmesini istediler. Bu iste?i kabul etmeyen hükümdar isyanc?lar? yat??t?rmak için onu görevinden uzakla?t?rd?. ?bn Sînâ, k?rk gün boyunca ?eyh Ebû Sa‘d ed-Dahdûk’un evinde gizlenmek zorunda kald?. Ancak hastal??? nükseden ?emsüddevle tekrar kendisini tedavi etmesini isteyince onu tedaviye ba?layan ?bn Sînâ yeniden vezirlik makam?na getirildi?i gibi öncekinden daha çok ikram ve iltifata nâil oldu. Bu s?rada ?bn Sînâ ö?renci yeti?tirmeyi de ihmal etmiyordu. Gündüzleri devlet i?leriyle me?gul oldu?u için geceleyin ders veriyor, özellikle e?-?ifâ? ve el-??nûn fi’?-??b gibi eserlerinin yaz?lm?? olan bölümlerini talebelerine okutuyordu. Bu talebelerin kim oldu?u tam olarak bilinmemekle beraber bunlar aras?nda Ebû Abdullah el-Ma‘sûmî, Ebû Mansûr ?bn Zeyle ve Behmenyâr b. Merzübân el-Âzerbaycânî’nin bulundu?u kaydedilmektedir (Ali b. Zeyd el-Beyhak?, s. 73).
Daha sonra ?bn Sînâ, ?emsüddevle’nin Tar?m üzerine düzenledi?i sefere kat?lmak durumunda kald?. Tar?m yak?nlar?nda hükümdar tekrar hastalan?nca askerler kendisini Hemedan’a götürmek istedilerse de ?emsüddevle yolda öldü ve yerine o?lu Semâüddevle geçti (412/1021). Yeni hükümdar ?bn Sînâ’dan vezirlik görevini sürdürmesini istediyse de filozof bunu kabul etmedi. Bu tavr? yüzünden Büveyhîler’le aras?n?n aç?lmas?na ra?men Hemedan’dan ayr?lamad? ve bir süre gözden uzak olarak Ebû G?lib el-Attâr ad?nda bir ki?inin evinde kald?. ?bn Sînâ, burada oturdu?u zaman zarf?nda Cûzcânî’nin iste?i üzerine telifine ba?lad??? e?-?ifâ??n tabîiyyât bölümünün el-?ayevân ve en-Nebât d???ndaki k?s?mlar? ile ilâhiyyât bölümünü tamamlam??, ayr?ca mant?k bölümünün de bir k?sm?n? yazm??t?r.
?bn Sînâ ile Büveyhîler aras?ndaki gerginlik artm??, hatta ?emsüddevle’nin öteki o?lu Tâcülmülk, onun Kâkûyîler Hükümdar? Alâüddevle Muhammed b. Rüstem ile gizlice mektupla?t???n? ileri sürmü?tür. ?bn Sînâ bu suçlamay? reddettiyse de kendisine dü?manl?k besleyen baz? ki?ilerin de aleyhinde bulunmas? üzerine Ferdecân Kalesi’ne hapsedildi (414/1023). Kalede dört ay kalan filozof, Alâüddevle’nin Hemedan’a bir sefer düzenleyip oray? zaptetmesinden sonra serbest b?rak?larak Hemedan’da vezirlik yapan Ebû Tâlib el-Ulvî’nin (el-Alevî [?]) evinde kald?. Kalede iken el-Hidâye, ?ay b. Ya??ân ve el-??lenc adl? kitaplar?n? yazan ?bn Sînâ, Ebû Tâlib el-Ulvî’nin evinde bulundu?u süre içerisinde de e?-?ifâ??n yar?da kalan mant?k bölümünü tamamlad?.
Bütün bu olaylardan sonra yine de kendisini b?rakmak istemeyen Tâcülmülk’ün vaadlerine güvenmeyen ?bn Sînâ, büyük bir ihtimalle 415 (1024) y?l?nda ?sfahan’a gitmek üzere karde?i, iki hizmetçisi ve talebesi Cûzcânî ile birlikte Hemedan’dan gizlice ayr?ld?; s?k?nt?l? bir yolculuktan sonra ?sfahan dolaylar?ndaki Tâberân’a ula?t?. Dostlar? ve Alâüddevle Muhammed b. Rüstem’in yak?nlar? taraf?ndan kar??land? ve Abdullah b. Bâbî’nin evinde misafir edildi.
Bir süre sonra Alâüddevle’nin meclisine kat?lan ?bn Sînâ burada sayg? gördü. Nizâmî-i Arûzî, Alâüddevle’nin ?bn Sînâ’y? vezirli?e getirdi?ini ve en önemli i?leri onun yetkisine b?rakt???n? ifade ederek, “Gerçek ?u ki Aristo’nun ?skender’e vezir olmas?ndan sonra hiçbir hükümdara Ebû Ali gibi bir vezir nasip olmam??t?r” der (Çehâr Ma??le, s. 201). Alâüddevle’nin düzenledi?i ilmî toplant?lar filozofun ?öhretinin ?sfahan çevresinde yay?lmas?n? sa?lad?. Bu dönemde ilmî çal??malar?n? da sürdüren filozof e?-?ifâ? gibi eksik kalan baz? eserlerini tamamlamaya çal??t?; matematik, astronomi ve mûsiki konular?nda yazm?? oldu?u bir k?s?m eserlerini daha da geli?tirdi. en-Necât ve Alâüddevle’nin ad?na nisbetle Dâni?nâme-i ?Alâ?î ad?n? verdi?i kitaplar? da dahil olmak üzere yeni eserler telif etti. ?bn Sînâ, Alâüddevle ile birlikte Sâbûrhâst ve Hemedan’a tertip edilen baz? seferlere kat?ld?. Ayr?ca takvimlerdeki yanl??l?klar? düzeltmek için hükümdar?n emriyle astronomiye ili?kin gözlemlerde bulundu, tam sonuç alamad?ysa da çe?itli meseleleri aç?kl??a kavu?turdu.
?sfahan’da kald??? y?llar boyunca nisbeten sâkin bir hayat süren ?bn Sînâ, Gazneli Hükümdar? Sultan Mesud’un ?sfahan’? almas?ndan sonra evinin ve kütüphanesinin ya?malanmas? üzerine büyük bir sars?nt? geçirdi. Bu dönemde sa?l??? da bozuldu; devrinde yayg?n olan kulunç hastal???na yakaland?. Kendini tedavi etmeye çal??an ?bn Sînâ, bir ara tekrar sa?l???na kavu?ur gibi olduysa da tam iyile?emedi. Alâüddevle Hemedan’a sefere ç?kt???nda onunla beraber bulundu?u s?rada yolda tekrar hastaland? ve Hemedan’a ula?t?klar?nda vefat etti. Kabri Hemedan’dad?r.
?bn Sînâ’n?n çok zeki, çal??kan, velûd oldu?u, zekâ ve bilgisine a??r? derecede güvenmenin yol açt??? h?rç?nl??? yan?nda ma?lûbiyete tahammül edemeyen bir ki?ili?e sahip bulundu?u kaydedilmektedir. Alâüddevle’nin huzurunda dil âlimi Ebû Mansûr el-Cübbâî ile yapt??? bir tart??ma onun bu karakterine i?aret etmektedir. Cûzcânî’nin anlatt???na göre Cübbâî, bu tart??ma s?ras?nda ?bn Sînâ’ya dil konusunda bilgisi bulunmad???n? söylemi?, bunun üzerine ?bn Sînâ üç y?l boyunca çal??arak dil alan?nda üstün bir seviyeye ula?m?? ve konuyla ilgili kitaplar kaleme alm??t?r. Sonunda Cübbâî ile tekrar görü?erek onu kendisinden özür dileyecek bir durumda b?rakm??t?r.
Kindî ile ba?layan ?slâm felsefe gelene?inin zirvesinde bulunan ?bn Sînâ felsefî sisteminde özellikle Fârâbî’ye çok ?ey borçludur. Kendisi bir bak?ma Fârâbî’nin ö?rencisi ve halefi olarak görülebilir. Bununla birlikte üstad?n? a?m??, tarih içerisinde onun ad?n? ikinci derecede b?rakm??t?r. Çünkü seleflerinden çok daha parlak ve sistem sahibi bir müellifti. ?bn Sînâ’y? ele?tiren Gazzâlî ve Fahreddin er-Râzî gibi ?slâm filozoflar? da kendisinden etkilenmi?lerdir. As?rlarca ?slâm felsefesi gelene?ine hâkim olmu? mükemmel bir felsefe sistemi kuran tek ki?inin ?bn Sînâ oldu?u söylenebilir.
?bn Sînâ’n?n ?iîli?i benimsedi?i, bilhassa ?smâilî dü?üncesinin etkisi alt?nda kald???, esasen felsefesini bu çerçevede kurdu?u tezi özellikle 1950’lerden bu yana baz? müellifler taraf?ndan dile getirilmektedir (Corbin, s. 171; Türker-Küyel, s. 131). Bu iddian?n ortaya at?lmas?nda, ?bn Sînâ’n?n babas?n?n ?smâilî dâîlerle ili?kisinin bulunmas? yan?nda felsefî sisteminde ortaya koydu?u dü?ünce ve kavramlar?n da etkisi söz konusudur. Ancak ?bn Sînâ, babas?n?n evinde ?smâilîler’in felsefî görü?lerini dinledi?ini kaydetmekle birlikte, babas?n?n ve karde?inin ?smâilî dâîlere icâbet etti?ini ifade ederken kendisinin bu dü?ünceleri benimsemedi?ini söylemektedir (?bn Ebû Usaybia, s. 437). Ayr?ca hocalar? aras?nda Hanefî fakihi ?smâil ez-Zâhid’in bulunmas? da onun dinî e?itimini ?iî veya ?smâilî çevreden almad???n? göstermektedir. ?bn Sînâ’n?n felsefî sistemine ve bu sistem içerisinde kulland??? kutsî güç, imam, ârif, sudûr ve feyezân gibi kavramlara gelince, iddia edildi?inin aksine bu kavramlar onun sisteminde ?iîler’in, bilhassa ?smâilîler’in kulland??? anlam?yla kullan?lmamaktad?r. Ayr?ca dü?ünürün felsefesinde vasiyet, ismet, tak?yye, on iki imam gibi telakkiler de yer almamaktad?r. Bu bak?mdan onun ?îa’ya mensup oldu?u veya ?iî dü?ünceleri çerçevesinde felsefesini kurdu?u yolundaki aç?klamalar gerçek d??? görünmektedir.