GelişimErzurumYazı

?smail Hakk? Tonguç’un Mektuplar? ve Klasik E?itime Kar?? Özgürle?tirici E?itim

Sözlü kültürden yaz?l? kültüre oldukça geç geçmi? olan Anadolu co?rafyas?nda mektupla?man?n tarihi ve s?radan insan?n mektupla?mas?n?n tarihi ara?t?r?lmas? gereken bir konulard?r. Bununla birlikte devleti yönetenlerin ve bürokratlar?n da resmi olmayan mektuplar?n?n incelenmesi de önemlidir. Ancak devletin önemli bir kurumunda yönetici olup da resmi yaz??man?n d???nda (aile bireyleri ve arkada?lar? d???ndakilere) mektup yazan bir yönetici bulman?n neredeyse imkâns?z oldu?u da öne sürülebilir.(2) Ancak, ya?am? boyunca imkâns?z? imkân dâhiline sokmaya çal??an ?smail Hakk? Tonguç sözü edilen yönetici tiplemesinden tümüyle farkl?d?r. O, ülkemizin e?itim tarihini ve e?itim kültürünü çok boyutlu olarak etkilemi?tir. Tonguç, Türkiye’de yarat?c?, üretici, özgürle?tirici e?itimin kuramc?s? ve uygulay?c?s?d?r. Onun, ?lkö?retim Genel Müdürü oldu?u dönemde yüzlerce mektup yazd??? bilinmektedir. Bunlar, Köy Enstitüsü Müdürlerine, ö?retmenlerine, Milli E?itim Müdürlerine, Vali-kaymakam gibi yerel yöneticilere, Köy Enstitüsü ö?rencilerine ve mezunlar?na yaz?lm??t?r. Onun e?itim felsefesi ve yönetim anlay??? aç?s?ndan bu mektuplar? çözümlemek, çok zengin veriler içerdi?i için de?erlidir. Tonguç, 1930’lu y?llarda ar?iv olu?turman?n önemini çok iyi bilen bir e?itimciydi. Tonguç’un mektuplar?nda ve pek çok ba?ka kaynakta onun bu özelli?i anlat?l?r.(3) Onun kitaplar? ve mektuplar?ndaki yönteme dikkatle bak?ld???nda bir bilim insan?n?n titizli?i ve birikimini görmek mümkündür. Tonguç’un ya?am? boyunca yazmaya, foto?raf çekmeye ve gelece?e belge b?rakmaya özen gösterdi?i, Köy Enstitüsü ö?rencileri ve ö?retmenlerine de bu al??kanl??? a??lamak istedi?i görülmektedir.
Tonguç sadece mektup yazmaz, çok önemli makale ve kitaplara da imza atar. O, E?itmen Kurslar?ndan itibaren e?itmen adaylar?n?, sonralar? Enstitü ö?rencilerini yazmaya ve yazd?klar?n? yay?nlamaya özendirdi?i görülür. Ayn? zamanda söz konusu kurumlar?n yöneticilerinden, kurumlar?n?n i?leyi?i ile ilgili resmi ve resmi olmayan düzenli raporlar ister. Bu raporlar?n baz?lar? mektup biçimindedir. Bunlar da önemli belgelerdir, kurumun tarihine ve i?leyi?ine ili?kin veriler sunar. Öte yandan Tonguç’un görsel belgeye de büyük de?er verdi?i bilinmektedir. Hemen hemen bütün foto?raflar?nda Tonguç’un boynunda as?l? bir foto?raf makinas? oldu?u görülür. Ziyaret etti?i köylerde, E?itmen Kurslar?nda, Köy Enstitüleri’nde sürekli foto?raf çeker ve Enstitü ö?rencilerine foto?raf dersi verilmesini te?vik eder. Bu ö?rencilerden baz?lar?, ö?retmenlik y?llar?nda foto?raf makinas?n? bir tutku olarak yanlar?ndan ay?rmaz.
Köy Enstitüleri’nin E?itim ?lkeleri Tonguç’un mektuplar?n?n içeri?i ile Köy E?itmen Kurslar? ve Köy Enstitüleri’nin e?itim ilkeleri aras?nda do?rudan bir ba? bulunmaktad?r.8 Her iki uygulamada görülen temel özellik, köyü canland?rmaya, bilimsel bak??? aç?s? ve uygulamalarla köyün içinde bulundu?u ilkel ya?am ko?ular?n? de?i?tirmeye odaklanmas?d?r. Özellikle Köy Enstitüleri, nüfusun önemli bir kesiminin köylerde ya?ad??? y?llarda f?rsat ve olanak e?itli?ini ya?ama geçirmi?tir. Buraya kabul edilen çocuklar?n, köy çocu?u olmas? zorunludur. Ancak k?z çocuk Firdevs GÜMÜ?O?LU EYLÜL 2022 17 lar? için bu zorunluluk esnetilmi?, kasabalardan ba?vuran k?z çocuklar? geri çevrilmeyerek k?zlara yönelik pozitif ayr?mc?l?k yap?lm??t?r. Bu e?itim anlay???n?n bir ba?ka yönü de, a?a??da ana hatlar?yla aç?klayaca??m?z gibi hümanist nitelik ta??mas?d?r. Bu kurumlardaki e?itim özgündür. Bu e?itimin içeri?inde yer alan maddi ve kültürel ya?am?n üretiminin, günün sosyoekonomik gerçekli?inde bir kar??l??? bulunur. Günün ko?ullar?nda ülkenin ihtiyaçlar? saptanarak Edirne’den Kars’a, Ankara’ya, Trabzon’a, Diyarbak?r’a, Antalya’ya ?zmir’e dek bütün Anadolu co?rafyas?nda, bölgelerin gereksinimine göre e?itim verilir. Köy Enstitüleri’nin ba?lang?çta bir müfredat? bile yoktur. Dönemin Milli E?itim Bakan? Yücel’in ve Tonguç’un tercih etti?i bu uygulamada müfredat, ya?am?n gereksinimlerinden hareketle olu?turulur. Bu yakla??mla ilintili olarak, kültür derslerinin yan? s?ra, co?rafi ko?ullara ve üretim biçimine uygun olarak, örne?in Kars C?lavuz’da hayvanc?l?k, Trabzon Be?ikdüzü’nde bal?kç?l?k, Aksu Köy Enstitüsü’nde narenciye üretimi yap?l?r. Bu yönüyle ya?am?n gereksinimleri ile uygulama aras?nda paralellik bulunur. Tonguç’un e?itim anlay???nda kuram, uygulamadan- ya?amdan ç?kar. Benimsenen “i? içinde e?itim” ilkesine uygun olarak kuram, “i?”le s?nan?r ve “i?”e kar??l?k gelir. Bazen matematik dersinde ö?re - nilen geometri bilgisi binalar?n yap?m?nda, fizik dersinde ö?renilen elektrik veya enerji bilgi - si elektrik santrali yap?m?nda uygulama alan? bulur. Bazen de bir binan?n çat?s?n?n yap?m? esnas?nda Pisagor ve Öklid ba??nt?s? ö?retilir. Her türlü bilgi, ö?retmenlerin ve usta e?iticilerin öncülü?ünde, ö?rencilerle birlikte ya?ama geçirilir. E?itimde planl?, çok yönlü, yarat?c?, üretici ve yap?c? bir yakla??m söz konusudur. Bu anlay???n gere?i olarak, her yer dersliktir! Sadece duvarlarla çevrili mekânlarda de?il; bir binan?n çat?s?nda, mutfakta, ah?rda, atölyelerde, tarlada, bahçede, ören yerlerinde, k?saca ya?am?n oldu?u her yerde ders yap?l?r. Yine bu e?itim sistemi, do?a ve insan sevgisini eksenine al?r, bu bak?mdan da hümanisttir. Öte yandan henüz Kurtulu? Sava??’ndan ç?km??, ard?ndan II. Dünya Sava??’n?n ya?and??? bir ülkede ö?rencilerin üretici olmas?, e?itim ekonomisi aç?s?ndan da kendine yeterli bir ekonomik uygulaman?n ortaya ç?kmas?n? sa?lar. Köy E?itmen Kurslar?’n?n ve Köy Enstitüleri’nin kuruldu?u yerle?kelerde verimsiz araziler ye?ertilmi?, batakl?klar kurutulmu? ve her yer a?açland?r?lm??t?r. Yukar?da Köy Enstitüleri’ndeki e?itim felsefesini hümanizmle ili?kilendirmi?tik. Bilindi?i gibi Hümanizm, Rönesans’?n insanl??a arma?an?d?r. Gökberk’e göre Rönesans’la birlikte ilk kez ele al?nan sorun, insan sorunudur. “?nsan’ arayan, “insan?n” özü ile bu dünyadaki yerinin ne oldu?unu ara?t?ran çal??malara Renaissance’ta ve sonralar? dahumanizm ad? verilir.”9 Gökberk, Rönesans’la birlikte insan?n, evrensel bir organizman?n renksiz bir üyesi olmaktan kurtuldu?unu, onun ki?ili?ini arayan, benli?inin özel renklerini bütün canl?l???yla ortaya koymak isteyen birey olarak yaratt???n? dile getirir. Bu yüzden de Gökberk, Rönesans’?n bir individualizm ça??, individualite’lerin do?du?u bir dönem oldu?unu söyler. Bu geli?me, ulus devletin ortaya ç?k??? ile örtü?ür. Türkiye’de ise 18 GEL???M ERZURUM Hümanizm, 1930’lu ve 1940’l? y?llarda önemli tart??ma konular? aras?ndad?r.10 Yücel’in kitaplar?nda ve klasik eserlerin çeviri çal??malar?nda da hümanizm kar??m?za ç?kar. Bu ba?lamda (Yücel’in bakanl??? döneminde) kurulan Tercüme Bürosu, ülkemizin kültürel ya?am?n? zenginle?tiren eserlerin yay?nlanmas?n? sa?lar. Platon’dan Konfüçyüs’e, Mevlana’ya dek Do?u ve Bat? klasik eserleri dilimize kazand?r?l?r.11 Yücel ?öyle der: “Garp kültür ve dü?üncesinin seçkin bir uzvu olmak dile?inde ve azminde bulunan Cumhuriyetçi Türkiye, medeni dünyan?n eski ve yeni fikir mahsullerini kendi diline çevirmek ve bu âlemin duyu? ve dü?ünü?ü ile benli?ini kuvvetlendirmek mecburiyetindedir.”12 Yücel, çocuklar? her türlü yanl?? ve bat?l inan??lardan, muz?r telakkilerden uzak tutan, edebi zevklerini, milli ve insani duygular?n? yükselten, onlarda okuma zevkini kökle?tiren bir edebiyat? ihtiyaç olarak belirtir. Bu ihtiyaç do?rultusunda Köy Enstitüleri’nin bütününe söz konusu yerli ve çeviri eserler gönderilir, ö?rencilerin bunlar? okumas? sa?lan?r. Tonguç’un da katk?s?yla insan, do?a ve hayvan sevgisi bu kurumlar?n temelindeki harç olarak kabul edilir. Sonuç olarak, Köy Enstitüleri hümanist de?erlerin ye?erdi?i, güçlendi?i kurumlar haline dönü?tü. Bu kurumlarda, Gökberk’in belirtti?i “evrensel organizman?n renkli bir üyesi” olan insan yeti?tirildi ve kolektif içinde birey olma kültürü yarat?ld?. Köy Enstitüleri’nde uygulamaya konan hümanist anlay???n, Bat?’dakinden en önemli fark?, kolektif aidiyet ile birey olmak aras?ndaki ba??n kopar?lmamas?, aksine güçlendirilmesidir. Bunun sonucunda da Köy Enstitüsü ö?rencileri aras?nda dostluk, karde?lik, do?a, hayvan ve insan sevgisi temel de?erlerler aras?na girerek yayg?n olarak benimsendi. Sonraki y?llarda Köy Enstitüleri mezunlar? arac?l???yla, Türkiye’nin e?im ve kültür ya?am?n? etkiledi.
Bürokratik ve Tutucu Yönetime Kar?? Bir Diyalog Yöntemi: Mektupla?mak!
Yukar?da k?saca de?inildi?i gibi Köy Enstitüleri’ndeki e?itim ilkeleriyle, Tonguç’un yönetim anlay??? ve uygulamalar? paralellik gösterir. Geleneksel yönetim anlay???nda, yönetenle yönetilen aras?nda ast-üst ili?kisini kurmak, makamla olan mesafeyi artt?rmak, derinle?tirmek, a??lmaz duvarlar yaratmak yöneticinin kendini sayd?rmas? ve “yöneten” oldu?unu hissetmesi-hissettirmesi aç?s?ndan önemli say?l?r. Bu bak?mdan yöneticilik, ki?inin iktidar sahibi olmas?, gücünü ve otoritesini s?kl?kla an?msatmas? anlam?na gelir. Tonguç’un yöneticili?inin söz konusu anlay??la uzaktan yak?ndan ilgisi bulunmaz. O, ?lkö?retim Genel Müdürlü?ü makam?n?; yönetenle yönetilen aras?ndaki mesafeleri k?saltmaya, i?leyi?i h?zland?rmaya ve e?itim alan?nda köklü de?i?imler yaratmaya yönelik bir i?leve büründürmeyi amaçlar. ??te onun mektupla?mas? bu amaca hizmet edecektir ve Tonguç’un tercih etti?i bir yöntemdir. Engin Tonguç’un deyi?iyle; 1936-1946 y?llar? aras?nda e?itim ve köyün canland?r?lmas? için yap?lan çal??malara kar?? olan, “elveri?siz bürokratik ve tutucu yönetim içerisinde yeni bir i? yapabilme anlay???yla mektupla?ma bir yöntem olarak seçilmi?tir.”13 “?mparatorluktan kalma, tutucu bir resmi yaz??ma sistemi içerisinde, insanlar?n ola?anüstü çabalara yönlendirilmeleri sa?lanamazd?. Bazen yumu?ak, bazen sert, ama her zaman içtenlikli, insanc?l bir yakla??mla onlar?n inançlar?na, duygular?na seslenmek gerekiyordu. Aralar?nda bu tür bir ileti?im kurulmal?yd? ki, ortak bir ülküye, bir ere?e do?ru tüm güçleri harekete geçirebilsin.”14 “Mektupla?ma yolu aç?k tutulunca resmi kanallar?n i?lememesinden kaynaklanan yetersizlik, ki?ilerin bürokrasiye duydu?u güvensizli?i, ço?u kez hakl? güvensizlik, iyice ortaya ç?km??t?. Yorucu, hatta bunalt?c? oldu?u halde, mektupla?ma yolunu aç?k tutmakta kararl?yd?.”15 Bu sözlerden de anla??laca?? gibi Tonguç’un tercih etti?i ileti?im yöntemi, e?itsiz ko?ullar içinde “diyalogdur”. ?rfan Erdo?an’a göre ileti?im; “e?itlikte diyalogdur, egemenlikte bask? ve mücadeledir, bir anlam?n iletimi, bir al??veri?, bir ili?ki ve ili?kideki faaliyettir.”16 E?itli?in sa?lanmas? için, e?itsiz ko?ullarda diyalog temelli bir ileti?im yöntemi geli?tirmek Tonguç’un e?itim anlay???yla örtü?ür. O güne dek bürokrasinin her alan?nda oldu?u gibi, e?itim kurumlar?nda da diyalogdan uzak bir uygulama kar??m?za ç?kar. Osmanl? ?mparatorlu?u’nun son yüzy?l?nda e?itime ili?kin bir tak?m reformlara ra?men e?itim; dine dayal?, ezberci, geleneksel yöntemlerle ve ça?d??? uygulamalarla yap?lmaktad?r.17 K?z çocuklar?n okulla?ma oran? dü?üktü, toplumsal cinsiyet e?itsizli?i en temel sorular aras?ndayd?. K?z okullar?nda ancak ya?l? ve çirkin erkeklerin ö?retmenlik yapmas?na izin verildi?i bilinmektedir.18 Bu anlay??, Cumhuriyetin kuruldu?u y?llarda e?itimcileri etkisi alt?na EYLÜL 2022 19 alan bir gerçekliktir.19 Bu durumu yak?ndan bilen Tonguç, klasik e?itim anlay???n?n tersine, e?itimde “diyaloga” önem verir. Tonguç, ö?retmenin anlatt???, ö?rencinin pasif dinleyici oldu?u, ö?retmenin özne, ö?rencinin nesne olarak görüldü?ü, bilginin ya?amdan uzakta bir yerlerde durdu?u, üretimden kopuk ve ezberci e?itime ?iddetle kar?? ç?kar. Tonguç için mektupla?ma bir diyalog yönetimidir. Ayn? zamanda ula??m?n ve ileti?imin oldukça güç oldu?u tarihsel ko?ullarda, mektup son derece önemli bir ileti?im arac?d?r da... O, e?itimin her kademesindeki ki?iyle diyalog kurmaya özen gösterir. Öte yandan diyalogun, sözler, cümleler ve duygular toplam? olmamas?na, toplumun ihtiyaçlar? yönünde dönü?üme katk?da bulunmas?na önem verir. Bu bak?mdan Tonguç, o güne dek ülkemizde görülmemi? bir e?itim anlay???n?n kuram ve uygulamada öncüsü olur. Onun dü?üncelerinin evrenselli?i derinlemesine incelenmeye muhtaçt?r. Freire’nin dikkat çekti?i gibi söz, diyalo?u mümkün k?lan bir araçtan öte bir ?ey de?ildir. “Söz”de iki boyut bulunur: “Dü?ünme ve eylem”. “Ayn? zamanda praksisi olmayan hiçbir gerçek söz yoktur. Bu yüzden, gerçek bir söz söylemek, dünyay? dönü?türmektir. Hakiki olmayan bir söz, gerçekli?i dönü?türmeyen bir söz, kurucu ö?elerin birbirinden kopar?lmas?yla ortaya ç?kar. Bir söz, eylem boyutundan yoksun b?rak?ld??? zaman, dü?ünme otomatik olarak zarar görür. Sözün yerini bo? lafazanl?k, yabanc?la?m?? ve yabanc?la?t?r?c? d?rd?r al?r. Söz, bo? laf, dünyay? aç?kça itham etmeyi beceremeyen laf halini al?r, çünkü dönü?türme yükümlülü?ü olmay?nca itham etme de imkâns?zd?r ve eylem olmay?nca dönü?üm olmaz.”20 Freire, dü?ünce ve eylemin biraradal???n? vurgular. Tonguç’un eserlerinde, “dü?ünce ve eylem” kavramlar?na kar??l?k gelen “i?”tir. Tonguç, “i?”le insan?n ve toplumun her türlü sorunun üstesinden gelece?ini dü?ünür. Ona göre, “i?”in hem bireysel, hem de toplumsal boyutu bulunmaktad?r. Tonguç için “i?”, imeceyi, yarat?c?l??? ve toplumsal dayan??may? içermelidir. Bir yandan da “i?”, bireyde sistemli dü?ünme yetisinin geli?mesine katk?da bulunur. Ancak Tonguç’a göre, “ruhen, kalben, fikren birbirine ba?lanmayan insanlardan büyük ve devaml?, kendilerine haz verici hamleler, çok verimli, normalin üstünde i?ler beklenemez.”21 Onun için “i?” edimi; imeceden, sevgiden ayr?lamayaca?? gibi, e?lence ve co?kudan da ayr?lmaz. Tonguç bu bilgiyi de Anadolu köylüsünün ya?am?ndan ç?karm??t?r. Ayn? biçimde diyaloga dayal? “i?” ve ya?am anlay??? da buradan beslenir. Çünkü “Diyalog bir yaratma edimidir; bir insan?n ba?ka bir insan üzerindeki egemenli?inin kullan??l? bir arac? olarak hizmet edemez… Diyalog derin bir dünya ve insan sevgisi yoksa var olamaz… Sevgi ayn? zamanda diyalogun hem temeli hem diyalogun kendisidir.”22 “Diyaloga giren özneler kar??l?kl? sayg?yla doludur.”23 Tonguç’un mektuplar?ndaki hitap ve söylem Freire’in dile getirildi?i gibi diyaloga kat?lanlar?n, dü?ünce ve eylemlerinin dönü?mesine ve kendilerini insan olarak hissetmelerine katk?da bulunur. Öte yandan onun mektuplar?n?n ana eksenini “yaratma edimi” olu?turur. Tonguç mektuplar?nda; yöneticileri, ö?retmenleri, usta ö?reticileri ve ö?rencileri mevcut ko?ullar? de?i?tirme potansiyeline sahip özneler olarak görür. Onlar? dinler, tavsiyelerini dikkate al?r ve onlarla dayan??ma içinde olaca??n?n güvencesini verir. Tonguç’un mektuplar?; bilgi verici, yol gösterici, çözüm üretici ve akl? kullanmaya önem veren içeriktedir. Öte yandan Tonguç’un mektuplar? aç?k veya örtülü olarak sevgi dolu iletiler bulunur. Mayo’nun, an?msatt??? gibi Freire’de sevgi, “diyalogun temeli”dir.24 Tonguç’un mektuplar? da ülke, do?a ve insan sevgisiyle dolu hümanist bir içeri?e sahiptir. Bu içerik onun mektuplar?ndaki söylemine de aç?kça yans?r: Köy Enstitüsü Müdürleri ve ö?retmenlerine “Sevgili Karde?im”, ö?rencilere “Sevgili O?lum” diye hitap eder. Tonguç, Bat?’dan Do?u’ya dek bütün Köy E?itmen Kurslar? ve Köy Enstitüsü Müdürlerine mektuplar yazar. Onlardan da bu kurumlar?n i?leyi?ine ili?kin mektuplar al?r. Bunlardan Kars C?lavuz Köy Enstitüsü Müdürü A?ano?lu’nun 5 Mart 1941’de Tonguç’a yazd??? mektup ?öyledir: “Bir mektubunuzda resmi çerçeve d???nda ele al?nma?a de?er meselelerin mektupla?malarla halli cihetine gidilmesi yolundaki direktifler vermi?tiniz.”25 A?ano?lu’nun mektubu gayr? resmî bir rapor niteli?i ta??r. C?lavuz Köy Enstitüsü’nde gerçekle?tirilen ve planlanan i?lere ayr?nt?l? olarak yer verir. Tonguç’a sadece müdürler, ö?retmenler de?il Köy Enstitüsü ö?rencileri de yazar. Bunlar bazen ki?isel, bazen de ortak imzal? mektuplard?r. Tonguç, bütün ö?rencilere “Sevgili O?lum” diye seslenir!26 1940’l? y?llar?n ba??nda Ardahan’da bir ilkokulu bitirmi? köy çocu?u Dursun Akçam’a “Sevgili O?lum Dursun” sözleriyle yazd??? mektupta, s?cak bir sesleni? bulunur. Çocuk Akçam, “Tutamad?m kendimi, oturdum a?lad?m. Kimdi bu babacan adam? Bir köylü parças?n?n gözlerinden öperek mektup yaz?yordu Ankara’dan, ‘dile?in yerine getirilecektir!” diyordu”.27 Akçam’?n ya?am?n? de?i?tiren o sesleni?teki sevgi, yüreklendirme ve diyalogdur. Yine Akçam’?n sonraki y?llarda ö?retmenli?inde, ö?retmen örgütlenmelerindeki öncülü?ünde ve yazarl???nda s?ra d??? ?lkö?retim Genel Müdürü’nün o ilk sesleni?teki etkisi görülür. Çünkü Tonguç, binlerce y?l boyunca unutulan köylünün çocuklar?na önce Köy E?itmen Kurslar?, sonra da Köy Enstitüleri arac?l??? ile ba?ka bir dünyan?n, insan olarak de?er gördükleri bir dünyan?n kap?s?n? aralar. O sadece bir yönetici de?ildir, daha fazlas?d?r: Ö?retmendir, bütün Köy Enstitüsü ö?rencileri için “Baba”d?r.28 Köy Enstitüleri uygulamas?yla, yüzy?llar boyunca “insand???la?t?r?lan” ezilenlere29, Anadolu halk?na, insan olman?n araçlar?n? vermi?tir. Tonguç’a mektup yazan ve Enstitü yerle?kelerinde görü?en bütün ö?renciler, Tonguç’un kendilerini “insan” olarak hissettirdi?ini belirtirler.30 C?lavuz Köy Enstitüsü ö?rencilerinden Kaz?m Alt?n, ö?rencili?inden ö?retmenlik y?llar?na dek Tonguç’a gönderdi?i mektuplarda “Say?n Babac???m”, “Say?n Büyü?üm”, “Sayg?de?er Babac???m” ve “Emektar Baba” diye hitap etmesi ?a??rt?c? olmasa gerek.31 Alt?n’?n, Tonguç’a yazd??? bir mektup ?öyledir: “2.4.1941 tarihli k?ymetli mektubunuz sevinçle ald?m. O an içinde kalbimde bir çarpma hadisesi uyand?…”32 Tonguç’un, Alt?n’?n mektuplar?na uzun y?llar boyunca yan?t verdi?i görülmektedir. Alt?n, Kars C?lavuz Köy Enstitüsü’nde ö?renciyken, II. Dünya Sava??’n?n devam etti?i ko?ullarda Tonguç’a yazd??? bir mektubunda “Harp denilen deh?etin uçurumunda k?vranan be?eriyetin, mes’ut bir bütünü halinde ya??yoruz” demektedir.33 Avrupa kan denizi içindeyken, dünya daha önce görmedi?i türden bir vah?et ya?arken, Kuzeydo?u Anadolu’nun yoksul çocuklar? aras?ndan binden fazlas? bu yerle?kede, 13-14 ya??ndaki bu ö?rencinin duygusuyla ya?amaktad?r.34 Alt?n 25 Haziran 1943 tarihli mektubunda ise Tonguç’a olan sevgi ve minnettarl?k duygusundan söz eder: “Size bu kalbimin hislerini yazmak için kalemimde kuvvet bulam?yorum. Bana bu mesle?i arma?an eden siz babac???ma minnet, sayg? ve sevgiyle anlatacak kelime bulam?yorum. (…) Babac???m buna emin olunuz ki kalbimde yükselme hedefi var, EYLÜL 2022 21 sayenizde gidece?im köyü de?il bütün Türk köyünü Cennet gibi yapaca??m. Yine kalbimi söylüyorum, benim hiçbir ?eyde gözüm yok yaln?z ?u fikri ta??yorum, gidece?im yerden fayda bekleyiniz benim bütün gayem at?laca??m fazifelerde Eser b?rakmakt?r.”35 Alt?n, mezun olduktan sonra da görev yapt??? köylerden Tonguç’a yazmay? sürdürür. Tonguç’a ö?renciler taraf?ndan yaz?lan mektuplar?n bir k?sm?, e?itim ya?amlar?yla ilgili bilgi vermek ve sorunlar?n? dile getirmekten ibaretken, bir k?sm? da ?ikâyet niteli?i ta??r. Tonguç’un kendisine gelen mektuplar? ve dilekçeleri mutlaka yan?tlamaya çal??t??? görülür. Mektuplar?n ço?una Tonguç, ö?retmen, baba ve a?abey kimli?iyle s?cak bir üslupla yan?t verir. Bununla birlikte yanl?? buldu?u konularda ele?tirel bir üsluba sahiptir. Yanl???n düzelmesi için kar??s?ndakine zaman tan?yan, koruyucu ve destekleyici bir üslup da söz konudur: “Dilekçenizdeki sözlerin bir k?sm?n? sizlere hiç yak??t?rmad???m için dilekçeyi i?leme koymad?m. Temiz, saf hayat?n?z?n en ufak ?ekilde kirlenmesini uygun bulmad?m. Hepinizin adlar?n?n yaz?l? oldu?u bu dilekçeyi hususi mektup gibi kendi evrak?m aras?nda saklayaca??m. Direktörünüze (Enstitü Müdürü. FG.) bile göstermek niyetinde de?ilim. Onun için size ?u hususi mektubumla cevap veriyorum. Her birinizle Enstitüde veya hayatta görü?ece?im ve bu mektupla yazd?klar?m?n do?ru olup olmad???n? soraca??m. Bilgi ve tecrübeleriniz ço?ald?kça benim dediklerimin do?ru olup olmad?klar?n? soraca??m.”36 Sonuç olarak, Tonguç’un ?lkö?retim Genel Müdürü oldu?u süre içinde kan?ksanm?? e?itim anlay???na kar??, en önemli mücadele araçlardan biri mektuplard?r. Tonguç bu süreçte iki de?erli Milli E?itim Bakan? olan, Saffet Ar?kan ve Hasan Ali Yücel ile çal???r. Ar?kan’la 1935’den Aral?k 1938’e, Yücel’le Aral?k 1938’den A?ustos 1946’ya kadar birlikte çal???r. Her iki bakan?n da deste?iyle Tonguç, e?itim alan?ndaki dü?üncelerini olgunla?t?r?r ve ya?ama geçirme olana?? bulur. Bu tarihi f?rsat yard?m?yla o, diyalogcu, hümanist ve toplumu dönü?türücü bir e?itim uygulamas?n?n mimar? olur. Mektuplar?n Yaz?ld??? Y?llardaki “Atalet”! Yukar?da da dile getirildi?i gibi Tonguç’u mektup yazmaya iten nedenlerden biri de ülkenin içinde bulundu?u ko?ullard?r. Tonguç, “da??n?k, peri?an, bitkin köyü hareketlendirmek” amac?nda olduklar?n? belirtir.37 “??, çok a??r bir i?! Öyle safhalar var ki, onlar? hallederken öyle kayalara tesadüf ediliyor ki, granitleri tuzla buz etmek laz?m geliyor.”38 Tonguç’a göre ülkede derin bir atalet bulunmaktad?r ve dü?ünülen “hamleyi besleyici hava yok”tur.39 “Askerlerden köylerde istifade meselesi anlad???n tarzda okuma ve yazma için dü?ünülmüyor… Biz de yapmac?k münevverle köye giremeyiz. Onun için köyü harekete getirebilecek, içinden eleman bulmak laz?md?r. (…) Bütün bu te?ebbüsün gayesi ve mesnedi köyde istihsali ço?altmak, teknikle?tirmek, olabildi?i kadar rasyonelle?tirmektir. Hülasa da??n?k, peri?an, bitkin köylüyü hareketlendirmektir.”40 Mektuplarda da görülece?i gibi, günün ko?ullar?nda Ankara’da Saffet Ar?kan’?n ve Tonguç’un giri?tikleri e?itim hareketinin öneminin fark?nda olan az say?da ki?i bulunmaktad?r. Bu yüzden de Tonguç, 24 Nisan 1938’de Ankara’dan Ferit O?uz Bay?r’a yazd??? mektubunu, “Bura bildi?in gibi” diyerek, yorum yapmadan noktalar.41 Tonguç’un kamuoyuyla payla??lan ilk mektubu 22 ?ubat 1935 y?l?na aittir ve ?zmir ?l Milli E?itim Müdürü Rauf ?nan’a yaz?lm??t?r. Mektup ?zmir K?z?lçullu’da aç?lmas? planlanan E?itmen Kursu ile ilgilidir. ?nan’a “Resmi haber yoldad?r! Durumu inceledikten sonra resmi emrin cevab?n? geciktirmeden veriniz ve mufassalca yaz?n?z. (…) Mevcut binalar? kad?nlara tahsis edersiniz… Vekil Beyefendi bu tecrübeye de çok ehemmiyet veriyor… Resmi ve kati ?eklini almadan yaymay?n?z” der.42 ?smail Hakk? Tonguç mektuplar?nda s?kl?kla yineledi?i gibi, köylerde i? yapacak nitelikli insan son derece azd?r. Öte yandan onun uygulamak istedi?i e?itim ve üretim anlay???n? kavrayan, bütün varl???yla sürece dahil olan ki?i say?s? da azd?r. Tonguç bu sorunu giderecek çareler arar ve e?itimde mevcut durumu analiz eden, çözümler üreten bir kitap yazar. Ferit O?uz Bay?r’a 24 Mart 1938 tarihli bir mektubunda Köyde E?itim adl? bu kitab? yazarken ya?ad??? güçlükleri ve kitab? yazma gerekçesini anlat?r: “?stedi?im evsafta i? arkada??m azd?r. Bunu sana itiraf edebilirim. Birçok kimseleri, yeni ve kuvvetli i?ler için yeti?tirmeyi gaye bilerek sahneye ç?kar?yorum. Fakat rand?man azd?r. Bu i?ler mutavvas?t (orta çapta anlam?nda) adam?n sökebilece?i i?ler de?il. ??te bu sebeplerden dü?ündüm ta??nd?m, hiç olmazsa kitap vas?tas?yla be? on ki?i kazan?r?z diyerek, herkesin balolarda, gazinolarda, pastahanelerde e?lendi?i saatlerde, bunlara hiç imrenmeyerek, gece yar?lar?na kadar oturarak bu kitab? yazd?m. ?stedi?imde 22 GEL???M ERZURUM yüzde yüz muvaffak olamad?m. Ama yine de orijinal bir ?ey meydana getirdi?imi san?yorum.”43 Tonguç’un kitab?n? yazd??? günlerdeki Ankara, Yakup Kadri Karaosmano?lu’nun Ankara roman?n? ça?r??t?r?r. Ülkede nüfusun ço?unlu?unu yoksul köylüler olu?turmaktad?r. Köylerde binlerce y?ld?r ayn? üretim biçimi ve üretim ili?kileri süregelmektedir. Köylüler a?a, ?eyh, a?iret reislerinin egemenli?i alt?nda patronaj ili?kileriyle iç içe ya?amaktad?r.44 Di?er yandan geli?mekte olan burjuvazi ve onun özellikle Ankara’daki ya?am biçimi göze çarpar. 1930’lar?n sonuna do?ru, devrimci at?l?mlar ivmesini yitirmeye ba?lam??t?r. Buna kar??n bir avuç, ancak kararl? ayd?n insan için köy, çözülmesi gereken “dava”d?r. Tonguç, bu davan?n öznelerini de yine köyden bulmaya kararl?d?r. Bay?r’a yazd??? yukar?daki mektupta, “Bu memlekette i? görmek isteyenlerin ço?unun ba?? realist olmamalar?ndan yenmi?. E?itmen yeti?tirme i?inin azametini, ne kadar a??r bir yük oldu?unu bütün ince noktalar?na kadar hesapl?yorum. ?cabederse bu i? için can?n? verecek ö?retmen ve e?itmenler yeti?tirmek laz?m geldi?ini de biliyorum.”45 “Yaln?z para için i?e sar?lacaklar gibi görünenlerin jestlerine hiç k?ymet vermiyorum. Fakat istedi?imiz gibi insan toplu ve haz?r ?ekilde mevcut de?il. Olsa onlar? kand?rmaya çal???rd?k. Arad???m?z adamlar?, hayatta, kurslarda yo?urmak suretiyle elde edebilece?iz. Henüz hamur yo?urma devrindeyiz.”46 Osmanl?’dan itibaren e?itim kurumlar? ülkenin “gerçek gereksinimlerine” göre örgütlenmedi?i bilinmektedir. Tonguç’un deyi?iyle, ya statik kal?nacak, ya da harekete geçilecektir. O, ikinci seçene?i ya?ama geçirmeye, güvendi?i ki?ileri i?ba??na getirerek ilerlemeye çal???r. Bir mektubunda resmi çerçevede olgunla?mayan konular? yaz??ma yoluyla çözmek istedi?ini belirtir ve mektupla?man?n gerekçelerini dile getirir: “Baz? mes’eleler henüz resmiyet çerçevesi içine girecek ?ekle gelmemi? bulunmaktad?r. Bunlar? arkada?ça konu?mak suretile istikametlendirmek, bu mümkün olmayan hallerde ve zamanlarda da yaz??ma yoluiyle ba?armak gerektir.”47 7 Nisan 1938’de Manisa Milli E?itim Müdürü Rauf ?nan’a yazd??? mektupta “Sizin Horozköy’de açt???n?z kursun, resmi tahriratlarla ifade edilemeyecek baz? safhalar? var. Onlar? birer birer yazay?m” diyerek E?itmen Kurslar?na al?nacak ö?renci say?s?n?n, resmi olarak belirlendi?i gibi, yüz ki?iden olu?mak zorunda olmad???n? söyler. Tonguç için resmi kararlardan çok, “gerçek ihtiyaçlar” önemlidir. Mektuba göre, planda olmayan bir biçimde Manisa’dan talep gelmi?tir ve bunun üzerine kurs aç?lm??t?r. Burada Manisa’n?n talebi “gerçek ihtiyaç”a kar??l?k gelir. Ancak yeterince bütçe yoktur ve Tonguç, Haziran’da yeni bütçe ayr?lana dek ?nan’?n mevcut olanaklarla idare etmesini ister. Bunu aç?klarken de üslubu güven vericidir, dostluk ve dayan??may? içerir: “Onun için Hazirana kadar himmet sizden. Ondan sonra azami gayret ve para bizden” der.48 K?sacas? Tonguç’un mektup yazd??? her ya? ve statüdeki ki?iye yönelik mektuplar?nda, içtenli?in ve dostlu?un nesnel bir zemini bulunur. Tonguç ve “Köy Meselesi” Tonguç’un bütün eserlerinde köy sorunu önemli bir yer i?gal eder. Çünkü o, köylerin içinde bulundu?u yoksulluk ve çaresizli?in bizzat tan???d?r. ?lkokulu mezunu bir çocuk olarak tek ba??na önce Bulgaristan’dan ?stanbul’a, sonra da ?stanbul’dan Kastamonu’ya dek yolculuk yapar. “O; 1900’lerin ba??nda Silistre’de ya?ayan bir köylü ailesinin çocu?udur. Balkan Sava?? s?ras?nda ?stanbul’a okumaya, ö?retmen olmaya gelmi? bir gençtir. Tonguç, hem Osmanl? ?mparatorlu?u’nun egemenli?i alt?ndaki Bulgaristan köylerindeki yoksul halk?n ya?am?n?, hem de Anadolu’yu çok iyi bilmektedir. Öte yandan Bat?’daki e?itime ve toplumsal sorunlara da yabanc? de?ildir: 1918’de i? e?itimi almak üzere Almanya’ya gönderilir. Burada Georg M. Kerschensteiner’in ve John Dewey’nin ‘bilgi okulu’na kar??, ‘i? okulu’ tart??malar?yla tan???r. Tonguç bu dü?üncenin kendisine yabanc? olmad???n? fark eder. Öte yandan Almanya’da bulundu?u günlerde Berlin’de ve Münih’te sol ayaklanmalar gerçekle?mi? ve Tonguç bir ö?renci olarak, bu siyasal çalkant?lara tan?k olmu?tur. Ancak Almanya’daki e?itimi k?sa bir süre sonra kesintiye u?rar. Ö?rencili?inin henüz ilk y?l?ndayken ülkesinin i?gale u?rad??? haberini al?r. Almanya’daki di?er ö?rencilerle birlikte 19 May?s 1919’da ?stanbul’a döner.”49 Tonguç’a göre Osmanl? ?mparatorlu?u’nda yöneticiler de, ayd?nlar da ço?unluk nüfusu olu?turan köylü ile yabanc?la?m??t?r. Tonguç ?öyle der: “… Her ?eyden evvel hakiki köyü tan?yal?m. Hiç korkmadan, aldanmadan, demagoglar?n oyunlar?na kap?lmadan onun bütün hususiyetlerini ö?renelim”.50 Onun e?itim anlay???nda köy, her alanda çal??acak nitelikte kahramana muhtaçt?r. Bu kahramanlar köyün içinden yeti?tirilmek zorundad?r.51 Tonguç için bir köy “meselesi” vard?r. Ancak bu mesele baz?lar?n?n EYLÜL 2022 23 dü?ündükleri gibi mihaniki ‘köy kalk?nmas?’ sorunu de?il, anlaml? ve bilinçli bir ?ekilde köyün içten canland?r?lmas?d?r. Köyün insan?, öylesine canland?r?lmal? ve bilinçlendirilmelidir ki onu, hiçbir kuvvet kendi ç?kar?na ve insafs?zca istismar edemesin. Köyün sakinlerine köle ve u?ak muamelesi yapamas?n. Köylüler bedava çal??an i? hayvan? haline gelmesin. Köy meselesi, köyde e?itim problemleri de içinde olmak üzere bu demektir”52 Tonguç, 1935 y?l?nda E?itim Bakan? Saffet Ar?kan’?n ilkö?retim alan?nda vazgeçilmez yard?mc?s?yken, bir yandan da 1938’de Köyde E?itim ve 1939’da Canland?r?lacak Köy adl? eserlerini yay?nlar. Köyde E?itim’i yazmadan önce kapsaml? bir ara?t?rma yapar. Kitab?n ikinci bask?s?n?n yap?ld??? 1947’de Türkiye’nin 61 ilini, 305 ilçesini ve 9.156 köyünü incelemi?tir.53 Ayn? zamanda döneminin köy ö?retmenlerinden ve müfetti?lerinden ald??? raporlar sonucu Türkiye’nin e?itim sorununu analiz eder: “Buna göre, köyü ve köylüyü tan?mak zorunludur. Köydeki sorunlar? anlamak için hastal???n te?hisi gereklidir. Ona göre Türkiye köylüsünün en önemli sorunu, egemen güçler taraf?ndan yüzy?llar boyu sömürülmeleri, yoksulluk, e?itimsizlik ve Bat?l inançlarla çevrelenmi? bir toplumsal ya?amd?r. Bu durumdan en önemli ç?k?? yolu, köyün gerçek gereksinimlerine göre köylü çocuklar?n? yeti?tirmektir. Bununun için de köylüyü iyi tan?mak gerekmektedir. Tonguç, “köyde e?itimin nas?l oldu?unu bilmedikçe, nas?l olaca??n? kestirmek mümkün de?ildir” der. Ona göre köy ko?ullar?nda büyüyen çocuk, bilinenden ve tercüme edilen kitaplarda yaz?landan ba?ka bir dünyad?r.54
Klasik E?itime Kar?? Yarat?c? ve Özgürle?tirici E?itim
smail Hakk? Tonguç, uygulamadaki e?itim sistemini; ezberci, ya?amdan kopuk, toplumun ve insan?n gereksinimlerinden uzak bulur. 3 Haziran 1937’de Sadri Ertem’e yazd??? mektupta, yeni haz?rlanan testlerin içeri?ini ele?tirir: “Bu test de?il, çocuklar için adeta bir bela! Yahu bu kadar suali sen de?il ilk mektep talebesine, ya??n? ba??n? alm?? kelli felli okuryazar denilen adamlara sorsan onlar? bile s?k?nt? basar ve ?a??r?r kal?rlar. (…) Bütün bu suallerin ifade ettikleri kitabi bilgi ile insanlar? ölçüp de hüküm vermek, insan? i?e yaramayan bir malumat hokkas? olarak görmekten ba?ka ne ifade eder?”55 Tonguç genç ku?aklar?n ya?amdan uzak “kitabi bilgi”yle donat?lmas?n? ve “insan?n malumat hokkas?” haline getirilmesini hem mektuplar?nda, hem de yazd??? kitaplarda ele?tirir. Tonguç’un 1937’de yazd?klar?, Freire’nin 1960’l? y?llar?n sonunda formüle etti?i “Bankac? E?itim Sistemi” kavramsalla?t?rmas?n? ça?r??t?rmaktad?r.56 Tonguç, ö?rencilerin belleklerinin, anlam?n? ve önemini kavramad?klar? bilgilerle doldurulmas?n? do?ru bulmaz. Ona göre söz konusu e?itim, klasik e?itimdir ve terk edilmelidir! Rauf ?nan’a 7 Nisan 1938’de yazd??? mektupta E?itmen Kurslar?’nda yeni bir bak?? aç?s?na ihtiyaç oldu?unu belirtir. Bunun çaresinin de “Evvela mevcut bilgileri ve itiyatlar? terk. Yeniden yeni i?e göre akl?selimle hareket… Yoktan var icat etmek… Köye ve köylüye göre hareket… Bunlar?n niçin böyle olmalar? laz?m geldi?ini kursa geleceklerle temasdan sonra anlamak mümkündür.”57 Burada Tonguç, eski al??kanl?klar?n b?rak?lmas?n?, ak?lc? davran?lmas?n? ve ö?retmenin köylüden ö?renmesini ister. Onun bu yakla??m?, bilginin ya?amla ba??n? kurma ve köylüyü sürecin dönü?türücü aktörleri haline getirmek amac?yla aç?klanabilir.58 Kurslara al?nan gençlerin, kurs sonras?nda e?itmen olarak gidecekleri köylerde, köyün “gerçek ihtiyac?na” çözüm üretecek bir birikimle donat?lmas?n? amaçlar. Bunun yolu köylüyü tan?maktan, köylünün ihtiyaçlar?n? köylüyle birlikte saptamaktan ve çözüm üretmekten geçmektedir. O halde bu e?itim müfredat?n?n “ruhu” nas?l olmal?d?r? ?nan’a 7 Nisan 1938’de yazd??? mektupta ?öyle der: “Tedrisata gelince: Onu resmi müfredat program? az çok göstermi?. Fakat ruhu program tasla??nda de?il, kursu idare edecek olan arkada?lar?n ellerinde ve tarz? hareketlerindedir. Köyde ve köylüde mevcut k?ymetleri, umumi ve mer’i (geçerli) k?ymetler haline getirmek, bu kurslar?n ve ondan sonra e?itmenlerin faaliyetlerinin neticesi olmal?d?r. Sana meselenin ana hatlar?n? yazd?m. Kurslar?n kendi kendilerini yaratmalar? en mühim noktay? te?kil eder. ??i bizim klasik i?ler gibi mütalaa ederek merkezden imdat beklerseniz buradan belki para, kitap alabilirsiniz. Fakat ruhu vermek merkezin i?i de?ildir… Bu i?in gerçekle?mesi için resmi emirleri veriyoruz. Bunlardan azami ?ekilde istifade etmek size dü?er.”59 Tonguç, yeni bir i? için yola ç?karken, “i?”i öncelikle insanlar?n zihinlerine ve kalplerine sokmak gerekti?ini, sonra insanlar?n fedakârl??a giri?ece?ini söyler. Ona göre bireysel ak?l, ortak ak?l haline gelerek köyün maddi ve manevi alanda canlanmas?na katk?da bulunmal?d?r. Tonguç için “i?”, bir idealin gerçekle?mesi demektir. ?deal ise, inanmay?, sevmeyi ve çal??may? gerektirir. Ancak, daha önce de24 GEL???M ERZURUM ?inildi?i gibi, onun ortaya koydu?u ideal için yola ç?kacak nitelikli insan say?s? oldukça azd?r. Buna ra?men mektuplar?nda hiçbir zaman umutsuzlu?a yer yoktur: Mevcut ö?retmenler aras?nda amaçlanan e?itime sempati duyacak ki?ilerle ve “samimi” ortamlar yaratarak i?leri yapmay? amaçlar.60 Bir yandan da i?leri yapan ki?ilerin de?i?mez statü içinde kalmalar?n? istemez. Çünkü bu durum, di?erleri üzerinde egemenlik kuran bir biçime dönü?ebilir. Tonguç’un e?itim sisteminde ?una dikkat edilir: Ö?retmen köyün ihtiyaçlar?na göre bildiklerini e?itmene ö?retecek, ancak e?itmen aday?ndan da ö?renecektir: “Kursçulara azami ?ekilde yard?m ediniz. Onlar sizden, siz onlardan istifade ederek orada iyi, hatta örnek bir hayat tesis ediniz.”61 Tonguç’un örnek hayat yaratma çabas?, enstitü çevresini a?açland?rmak ve çiçeklendirmeyi de62, e?yalar?n niteli?ini ve kullan?m?n? da öngörür: “Her?eyi temiz ve basite irca etmek, birinci ?art. Kurs e?yas? ve binalar? böyle bir renk göstermelidir. Ot yatak, battaniye, tahta karyola, bak?r sahan ve bardak, çiçekli sofralar. Bir masadan yemek, ders, konferans, atelye vs gibi birçok i?ler için istifade bu kurslar?n e?ya kullanmaktaki prensiplerinin birini te?kil etmelidir.”63 Kurulu?unda, Enstitülerin yerle?kelerinin bulunduklar? bölgelerin ihtiyaçlar? ve co?rafi ko?ullar? dikkate al?n?r. Ancak Tonguç, bu kurumlar?n kurulu?unda da klasik yöntemlerden uzak durur. Aksi takdirde ba?ar?s?z olunaca??n? dü?ünür. Bir mektubunda, Arifiye Köy Enstitüsü’nün ö?renci alma tarz?n? klasik e?itimle ili?kilendirerek ele?tirir. O, okulu ö?renci için haz?rlamaya kar??d?r. Klasik e?itimde okullar haz?rlan?r, ö?renci haz?r okula gelir, “bilgili ve s?n?f?n tek egemen ki?isi olan” ö?retmenin ö?reteceklerini beller! Tonguç bu yöntemin tersine, ö?renciyi haz?rl?k sürecine dahil etmeyi önerir. Enstitü Müdürü Balk?r’a 24 A?ustos 1940 y?l?nda yazd??? mektupta, Balk?r’?n ö?renci karyolalar?n? boyatmas?n? ve yo?un bir haz?rl?k içinde olmas?n? ele?tirir: “Görünü?e göre sen bilinen mektebi haz?rlayarak, sonra faaliyete geçmek istiyorsun. Bu do?ru olmaz… Ya?murlar bast?r?ncaya kadar behemal çocuklar e?itmen tertibi (*), d??ar?da ders görecekler. Ancak bu tedbirle klasik tedrisat nizam?n? k?rmak mümkün olur.”64 Yine klasik e?itim sistemini k?rmaya yönelik bir yöntem de ?udur: “Yeti?kin talebesi olan Enstitüler bu çocuklardan, birçok hususlarda, hatta birinci s?n?flara ders verdirmek veya müzakere yapt?rmak, bisiklet, motosiklet ö?retmek gibi türlü faaliyetler için istifade etme yollar?n? aray?p bulmal?d?r.65 Tonguç, 40 bin köyün okulsuz ve ö?retmensiz oldu?u ko?ullarda, bu ko?ullar? de?i?tirme bilgisi, becerisi ve iste?i olan ku?aklar yeti?tirmek amac?ndad?r. Çünkü mevcut ko?ullara göre, okul ve ö?retmen ihtiyac? öylesine yak?c? bir sorundur ki, olabilecek en k?sa zamanda ve en yeni yöntemle sorunun üstesinden gelinece?ini dü?ünür. O; e?itim, üretim, payla??m ve birlikte e?lenme arac?l???yla güçlenen bireyler ve gençler yeti?tirme hedefindedir. Mektuplar?ndaki klasik e?itim ele?tirisinin temelini bu anlay?? olu?turur. Ancak Tonguç’un bu dü?üncesini baz? enstitü müdürleri ve ö?retmenlerin kavramad?klar? da mektuplara yans?maktad?r. Tonguç, mektuplar?nda dile getirdi?i gibi “i?lerinin çoklu?una ra?men” bu ki?ilere yazmaya ve onlar? uyarmaya devam eder. Tonguç’un, yüz yüze ve güvene dayal?, e?itimin her kademesindeki bireye de?er veren anlay???, klasik e?itime bir meydan okumad?r. Onun bu yakla??m?; enstitü yerle?kelerindeki müdürden ö?retmene, usta ö?reticiye ve ö?renciye dek yans?mas?n? bulur. Bu e?itim ve ya?am biçimi, Köy Enstitüsü mezunu ku?a??n güçlüklerden y?lmayan, ya?amlar? boyunca son derece üretken ve topluma katk?da bulunan bireyler haline gelmesine yol açar. Tonguç’un mektuplar?ndaki üslup; ö?retici, ele?tiri ve özele?tiriye dayal?, destekleyici, imeceyi ön planda tutan, özsayg?y? geli?tiren, do?a ve insan sevgiyle doludur. Ayn? zamanda alçakgönüllüdür ve bu yüzden de diyalogu içerir. Ba?lang?çta da belirtildi?i gibi mektupla?ma, bürokratik yap?n?n içinde i?levsel bir yöntem olarak bilinçli bir biçimde seçilmi?tir. Böylelikle yöneten-yönetilen aras?ndaki uçurumu ortadan kald?rmak, sözü edilen kurumlar?n gereksinimlerini ve taleplerini do?rudan Ankara’ya ula?t?rmak hedeflenir. Bu yöntem, ayn? zamanda inisiyatif alan, sorumlulu?u ve ba?ar?y? payla?an yatay ili?kiler sistemini beraberinde getirmi?tir. Nitekim bu uygulaman?n sonunda, kolektif aidiyeti olan, dü?üncelerini aç?kl?kla söylemeyi ö?renen, kat?l?mc?, sorunlar kar??s?nda çözümler üretme yetisi geli?mi?, mesle?inin yan? s?ra bir zanaat kolunda uzmanla?m??, entelektüel birikimi olan 18 bine yak?n ö?retmen ve sa?l?k eleman? yeti?mi?tir. Bu insanlar, Türkiye’nin e?itim, bilim, sanat, edebiyat ve siyaset emekçilerini olu?turmu?tur. Tonguç’un mektuplar?, e?itim sisteminin içinde bulundu?u sorunlar? anlamak, çözümler üretmek için günümüz e?itimcilerine, bilim insanlar?na ve yöneticilerine ???k tutan örneklerle doludur.

Firdevs GÜMÜ?O?LU